RSS Adresi Matematik

Başarılı Sahtecilik / Hırsızlık Suçları (En iyi 5)

Matematik Dünyasında öyle olaylar yaşanıyor ki, bunları hayretlerle karşılıyoruz, şaşırmak için "şaşı bak şaşır" oynamamıza gerek kalmıyor. Bazen bir sayı diğerine güvenemez hale geliyor. Kandırma ve kandırılma sonuçlarında ilişkiler zayıflıyor, toplumda itimat kırıntısı kalmıyor.

  1. Telefon Hırsızlığı: Kendilerini satıcı olan olarak tanıtan bazı tokatçı sayılar, karşısındaki sayıyı tanımak için sorular yöneltmişler. Tabi, bunlar için bir ders kitabından yararlandıklarını söyleyebiliriz. Mesela, kaç basamaklı olduğunu sormuşlar öncelikle, sonra doğal sayı olup olmadıklarını sormuşlar. Ardından tek bir sayı olduğunu öğrenmişler, haliyle giderek bütün kişisel ve sayısal bilgiler açığa çıkmış. Halbuki bu sayının sayı doğrusundaki yerinin bilgisini öğrenseler bütün bu sorulara gerek kalmayacak. Derken, tokatçılardan birinin aklına bu geliyor, sonradan. (Habercinin notu: Hayır, bunu onlara biz söylemedik, kendileri bulmuş, olmalı.) İşte sonra da sayılarımızdan biri mağdur oluyor.
  2. Sahte Kabadayı: Kendisini eski bir kabadayı olarak gösteren kendince uyanık sayılardan birisi, yeni taşındığı mahallede kendi kurallarını koymaya başlamış. Tabi, bu sayının aynı zamanda kirli işlere bulaştığını, polislerle iş birliği yaptığını gören mahalle sakinleri, toplanıp bu sayının mafya olduğuna karar vermişler. Değişen birşey olmamış, haraçlarını vermeye devam etmişler, Şener Şen gibi bu filmde rol alacak bir oyuncu aramışlar, bulamamışlar, tabi.
  3. Düzenbaz Tavlacı: Zarın üzerindeki sayılara para vererek bulundukları yerleri değiştirmesini isteyen bir sayı yakalandı. Yakalanan sayı, suçu üstlenmedi, olayın olasılık hesaplamalarında çözülmesi gerektiğini söyledi. Mesela, 6 sayısının gelme olasılığı ona göre, 1/6 değilmiş, yüzde yüzmüş. Bunda hiç mi hiç hata yokmuş. Bu yalanlara karnı tok olan güvenlik güçleri sayıyı kıskıvrak yakaladı.
  4. Sahtekar Torpilci: Basamak değerini olduğundan daha yüksek göstermek isteyen bir sayı, bunun için araya milletvekillerini bile koymuş. Bu milletvekili ile kankadan bile öte olduklarını belirten sahtekar sayı, sorgulamasında her şeyi itiraf etmiş. Sayı doğrusunda anlamsız bir şekilde yükselmek istediğini, bunun için sahte evrak hazırlamak gerektiğini söylemiş. Tabi, çarpık düzenden ve ikili ilişkilerin ona verdiği yetkileri anlatmış, durmuş. Şimdi hapishanede mutlu bir yaşamı varmış. Milletvekilinin kimliği gizli tutulmuş, artı mı eksi mi olduğu bile bilinmiyormuş.
  5. Sayı Değeri Soygunu: Maskeli Beşler adındaki bir grup, sayı değeri bankasındaki bütün beşleri alıp kaçmak niyetindelerdir. Tabi, bu beşlerin birazcık komik halleri vardır, bankada çalışanları güldürmek niyetindedir. Espriden yoksun geçen olaylardan sonra, yapılan gerzeklikler ön plana çıkar. Tabi bütün bunlar olurken devam eden soygun, başarılı geçer. Ama işte, kaçarken doluya tutulurlar ve polis kılığına girmiş başka sayılar tarafından dolandırılırlar. Sonra olaylar gelişir ve bu hikayenin filmini yaparlar.
Bütün bu suçların ekonomik zorluklardan kaynaklandığını düşünmekteyiz. İşte bu yüzden halkın refah düzeyinin yukarılara çıkmasını beklemekten başka bir çözüm yok gibi gözüküyor.

(Aylak Abaküs Haber Ajansı- İstanbul 'un orta yeri ama, sinema değil.)


Devamını okuyun...>>

Dünyadaki Tarihi Müzeler Cebir Sever (1)

Tarih dersi, müzelere yakın ilgi gösterir, bağrına basar. Bütün bunları karşılıksız bir sevgi olarak görmeyiniz lütfen, çünkü bu ders, bu eski mekanları kendi amaçları uğruna kullanır, emellerine alet eder. Ders kitaplarında bu tarihi yapıların özel ve gizli kalmış fotoğraflarını kullanır mesela, onun bütün özelliklerini deşifre etmek niyetindedir. Üstelik herkes tarafından bilinmeyen adreslerini açığa vururlar, açıkca hedef gösterirler. Bununla da yetinmez, içinde barındırdıkları antikalardan bahsederler, bunları güzelce överler. Hemen hepsinden dolayı müzeler denilince, akla hemen tarih dersi gelir. Halbuki, biz bu yazımızda müze denilince, aklımıza matematik gelsin istiyoruz. İşte bu yazı dizimizde sizlere dünyadan bazı örnekler sunuyoruz:

1- Abaküs Müzesi

Çocukken elimizden düşürmediğimiz, renkli boncuklar ile birlikte vakit geçirmekten hoşlandığımız bu aletlerden oluşan bir müze burası. Japonya 'da bulunuyor ve geleneksel abaküsleri olan soroban şerefine yapılmış çalışmalar yer alıyor. Phyilly Wong, günümüze ulaşan bütün bu basit sayı boncuklarının çoğunu baştan tasarlandığı belirtiliyor, tabi karakteristik özelliklerini bozmadan. Haklı olarak, kendisini övmeyi ihmal etmiyor ve bütün bunların yaratıcı ve çekici birer tarihi oyuncaklar olarak görüyor. Derslere eğlenceli bir boyut getireceğini ve en verimli ders zamanlarında değer kazanacağını söylüyor.


Hem sonra dünyanın en uzun abaküsünü, benden önce tasarlayan Wong, adını Guinness Rekorlar kitabına da yazdırmış. Bu rekor sonrası elbetteki yaptığı çalışmalar, çok daha fazla duyulmuş, Sağır Sultan bile ilgi göstermiş.



Bir daha ki yazımızda Hindistan'a uzanmayı planlıyoruz. Hayır, o zamana kadar yoga yapacak değiliz, bilemediniz.


Devamını okuyun...>>

Üç Boyutlu Dayanılmaz Heyecan

Üç boyutu ile var olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşayanlar, katı maddelerdir. Onlara şurada burada rastlarız, hatta elimize alıp oynamamıza izin bile verirler. Küpler mesela, bu haliyle mutlu gibidirler, her şey olmaya hazırdırlar ve bizimle vakit geçirmek isterler. Tavlada karşımıza çıkarlar mesela, durmadan yuvarlanıp dururlar, boş kahve fincanlarında yaşarlar bazen. Bu halde televizyona çıkıp reklamlarda veya dizilerde filan zar olarak rol alırlar. Sonra bir de rubik küp olanları vardır. Öyle popüler kültür için pek çalışmazlar, evet. Yine de bu küpler de sahip olduğu renklerle dikkat çekmek peşindedirler. Ama şu var ki, ellerinde durmadan renk değiştirmelerini isteyen insanlar çoktur, bununla eğlenirler hatta. Belki bu haliyle keşfedilip, televizyona çıkmanın hayalini yaşarlar, bilemeyiz.


Küpler ile beraber gezip dolaştığımız zaman, (ki çoğu zaman bunu yaparım) bir derinlik duygusu başlar içimizde. Ona durup baktığımız zaman bizden bir şeyler sakladığınızı anlarız. Çünkü onlar, bize şimdiye kadar içini göstermemişti, hem de televizyonlara çıkıp rahat tavırlar sergilemelerine rağmen, utangaçtılar. Olsun, biz yine de onların içindeki herhangi bir noktanın konumunu tarif edebilirdik. Belli bir köşe sıfır noktası olarak referans alınırdı ve noktanın konumu x, y, z eksenlerindeki üç sayı ile açıklanırdı. Hepsi, neredeyse bu kadarlıktı.


Küplerden daha cesur olup içini göstermekten çekinmeyen bir cisim daha var, aslında. Hemen aklımıza parklarda kurulu duran, çocukların tırmanmasını bekleyen yatay ve dikey parmaklıklar gelir. Bunların, Sebastian Hinton tarafından tasarlandığını söyleyebiliriz. Vikipedi’de yazılanlara bakılırsa, bütün bunları çocukların üç boyutlu cisimleri daha rahat anlamaları için düşünmüş. Böylece herkes gidip, boyutlara tutunmaya çalışarak, onların ne demek olduğunu biraz olsun somut bir şekilde anlar. Boyutlar ise, bu kadar ilgi görmekten hayli memnun olmalı.





Hem sonra, hayatımızda üç boyutlu puzzlelar da var artık. Bunlar da parklarda olmayan başka bir heyecan sanki.


Devamını okuyun...>>