RSS Adresi Matematik

Rüya Tabirleri: Spiral Biçimdeki Hareketler Çizmek

Rüya tabirleri servisimizi kullanmak isteyen küçük bir böceğimiz, kimliğini vermek istemedi ama karınca olabileceğini düşünüyoruz, rüyasında gördüklerini anlatıyor. Biz de ciddiye alıp yanıtlıyoruz.

[foto: micampe]

Nerede olduğumu başlarda anlamamıştım. Kulağımda Feridun Düzağaç vardı ve belli ki onu dinliyordum ve muhtemelen söylerken ona eşlik ediyordum, şarkıda söylenenleri hemen yerine getirmek istiyordum. Tatlı bir sarhoşluk beni sarmaya başladı sanki ve bu halde dönmeye başlıyordum, tıpkı dünya gibi. Dönmeye başlarken onun albüm cd ‘sinin üzerinde olduğumu fark ettim birden. Ne yapıyordum ben bunun üzerinde, FD görse neler düşünürdü kim bilir? O düşünmeden bunları ben düşündüm. Bunun üzerinden çabucak kurtulmalıydım. Merkezden dışarıya doğru sakin sakin koşmaya başladım, sözüm ona cd üzerinde değilmişim gibi. Bu arada hızımın sabit bir hız olmasını istiyordum, çünkü bütün enerjimi bir anda boşaltacak değildim. İşte derken cd’nin merkezi etrafında eğriler çizdim hep. Bir sürü eğrim oldu. Şu doğru zaman, doğru yer hikayesi denen şey gerçekleşmiş olabilir mi, yoksa nerde yazılır bu kara bahtın reçetesi?


Sevgili böceğimiz, öncelikle bu rüyada yaptığınız hareketlerden anladığımız kadarıyla istemeden de olsa bir spiral çizmişsiniz. Bunu başarmak hayli zordur, kendinizi tebrik edebilirsiniz. Aklıma gelmişken spiralin Arşimet ‘in zevk için çalıştığı bir geometrik şekil olduğunu söylemeliyim. Doğada bu şeklin örnekleri elbette vardır; mesela, en çok deniz minarelerinde rastlarız. Sahip olduğu sert kabuk tam bir logaritmik spiral şeklindedir. Bu da gösteriyor ki, yakın zamanda yeni arkadaşlıklar başlayabilir. Pek sevimli bulduğumuz bu deniz canlısıyla kısa süreli de olsa bir beraberlik söz konusu olabilir. Hazır bir araya gelmişken FD şarkılarına birlikte eşlik edin. Hem böylece bütün bu hüzünlü şarkıları yalnız söylemekten kurtulacaksınız, kara bahtınız kısa süreli de olsa devre dışı kalacak. Eğer bu şarkıları söylemek istemezsiniz, bu deniz minaresini alıp kulağınıza doğru tutun, deniz dalgalarının söylediği ezgileri duymaya başlarsınız, evet. Bu sesin büyüleyici etkisiyle denize yerleşmeye karar vereceksiniz, bunun için annenizden izin almayı unutmayın. Tabi bir de FD 'den izin alın, çünkü onu dinlemeyi bırakıp, denizi dinlemeye başlamak ne kadar doğru olabilir, sorarım size.

Not: Bu yazı Matematiğin Aydınlık Dünyası adlı kitaptaki bir bölümden esinlenerek yazılmıştır.


Devamını okuyun...>>

Var mısın Yok musun Oyunu ve Olasilik Hesaplari

Dünyanın en kolay para kazandıran yarışması olduklarını söyleyen programı ben de izledim. Sayısal loto çekilişinden değil, Var mısın Yok musun Oyunundan bahsediyorum. Bir araya gelmek zorunda bırakılmış kutular ile yarışmacılar, Acun Ilıcalı ile kutular, sunucu ile yarışmacılar arasındaki ilişki izlenmeye değerdi. Bir kere ekrandan yüzümüze pozitif enerji yağıyordu. Ele ele tutuşmalar, kutuyu açarken konsantre olmalar, konfeti yağmurları filan vardı ve bütün bunlar mutlu olmamıza yeter gibiydi. Ama unuttuğumuz önemli bir konu vardı. Okul hayatımızda zorla öğrenmemiz istenen olasılık konusu yarışmada başrollerdeydi ama biz bunu boş verip, pozitif hisler peşinden gidiyorduk ve bu konunun figuran olmasını istiyorduk. Halbuki ihtimal hesapları genç ve güzel bütün aktristler gibi ön plana çıkmayı hak ediyordu. Tıpkı kutular gibi ve tıpkı yarışmacılar gibi.



Yarışma ilerliyor, seyirciler olur olmadık eylemleri alkışlamayı sürdüyordu ama bir kişinin rastlantı veya kesin olmayan olaylarla uğraşan olasılıktan bahsettiğini görmüyordum. Ve benim çıkıp bunları söyleme ihtimalinin sıfır olmasına üzülüyor, Hamdi gibi bir telefon arkadaşlığı yapmadığıma içerliyordum.

Kutularda saklambaç oynayan yüksek meblağlardan hangisinin geleceğini saptamak imkansızdı. Bununla birlikte kutudan hangi paranın çıkacağını öngörmek, pozitif veya nötr enerjiyle değil, olasılık teorisi ile olanaklıdır.

Olasılık teorisi, 17 yy. başlarında rulet ve iskambil gibi oyunların tahmini sonuçlarıyla başladı. O zamandan bugüne değin birçok matematikçi bu teoriyi genişletmek için katkıda bulundular. Bununla beraber, olasılığın uzun ve hareketli geçmesine rağmen, bu teori 1920’li ve 1930’lara kadar belirlenemedi. Çoğul olasılık kuramı denilen bu belitik gelişme olasılığın kavramlarına bir kesinlik getirerek matematiksel bir modele oturtulmuştur. (Teori ve Problemlerle Olasılık- SeymourLipschutz)


Olasılık örnek uzayında yer alan olumlu olayın/olayların sayısının bütün olayına/olaylara oranlamasından elde edilen bir değerdir. Tabi olumsuz olaylarda da bu geçerlidir. Buna göre, büyük ödülü kazanma şansı her kutuda değişiyor ve kutular açıldıkça bu şans sürekli artar. Tabi en büyük miktara sahip kutu açılmamışsa.

Olasılık hesaplamalarını yaparak karar veren yarışmacılar olsun istiyorum. Pozitif enerji gibi zırvalıklar bu şekilde son bulabilir. Ama bu bile kolay para kazanmak gibi aşağılık bir duyguyu hafifletebilir mi, bilemeyiz.


Devamını okuyun...>>

Sevgililer Günü Hikayesi'ni Sen Tamamla!

Sevgililer Günü hikayesi karşınızda! Bu güne özel hazırladığımız bu aşk dolu, sonsuzluk dolu sürükleyici öykümüzün hoşunuza gideceğini düşünüyoruz. Yazdıklarımız Aziz Valentine 'nin hayatı kadar etkileyici olmayabilir(!) Ama cebirde yer alan tüm sayıların hoşuna gideceğine eminiz.


Sekiz ile Dokuz

Sayıların neşe içinde yaşadıkları bir yer var, bu yeri bilir misiniz? Dağınık bir halde yaşamak istemeyen gecekonduda yaşayan sayıların halini gören ve bundan yararlanmak isteyen belediye başkan adayı saf altından sayı doğrusu vaadi ile seçime girer ve derken kazanır. İşte 5 dakika filan geçmeden çalışmalar başlar ve böylece her şey hazırdır. Sayı doğrusu projesi kısa kurulur.

Vatandaşların doğru üzerinde yer almaları için sadece sayı değerlerini belirtmeleri yeterliydi. Ayrıca sıralama yapılırken herhangi bir ayrıcalık söz konusu değildi. Rakamlar hak edecekleri yeri bulacaklarına inanıyorlardı. Sayı doğrusunu oluşturan kimseleri kandırmak için onlara yemek ısmarlamaları, belediyenin adamı olduklarını söylemeleri ve o kimselerin sırtını sıvazlamaları hayli yersizdi.

Herkes gibi 8 ‘de ev sahibi olanlardandı. Sabah erken kalkmıştı, gündoğumunu izlerken onu görmüştü: Dokuzu. Birdenbire düşüncelere dalmış olmalıydı. Aralarındaki sonsuz reel sayıyı düşündü. Yıllarca aradığı sonsuzluk bu değil miydi? Zaten bir sayı her zaman sonsuzu severdi ya da sonsuz zannettiği sayıları severdi. Dahası sekizin dokuzu sevmemesi için herhangi bir nedeni yoktu. Ve oracıkta aşık oldu. Dokuzda ona karşı boş olmamalıydı. O da aynı sonsuzluğu idrak etmişti. Bunlara rağmen 9, sekizin sevgisinden emin olmadığı için belli etmek istemedi.

Ama 8 gözü kara bir delikanlıydı. Aşık olmuştu bir kere ve düştü yollara. Baktığı her yerde dokuzu görmeye başlamıştı, aralarındaki sonsuz reel sayıya aldırmaksızın sayı doğrusundaki ilerleyişine aralıksız devam etti. Sayılardan büyük alkış topluyordu ve çiçekleri kabul ediyordu. Kendisine gelen soruları büyük bir sabırla yanıtladı. Özellikle dokuza olan aşkını sorguladılar. 9’un o kadar güzel bir kız olmadığını, neden bu kadar uğraştığını sordular. O da dokuzun güzelliğini anlamak için kendi penceresinden bakmaları gerektiğini söyledi. Mert ve kararlı bir delikanlı olduğunu onlara gösterdi. Ve kalan yoluna devam etti.



Hikayenin bundan sonrası size kalmış! Devamını yazmak isterseniz aşağıdaki yorum kümesine tıklayın ve 8'in yolculuğunu istediğiniz şekilde sürdürün.


Devamını okuyun...>>