RSS Adresi Matematik

blog etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
blog etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Kişisel Blog: Bilinmeyen olmak

Sevgili günlük, x olmanın ne demek olduğunu benden başkası bilemez. Yaşadığım ani kişilik değişiklikleri monoton bir hayattan kurtarsa da beni, bulunduğum durumu koruyamamanın vermiş olduğu sıkıntıyı kimselere anlatamam.

Yine de bir çabalamak isterim...

Geçenlerde yine y ile denklem kurmak için çayıydı, çekirdeğiydi almış, yanımıza gelecek eşittir'le sayıları bekliyorduk. Eşittir çok üzgün görünüyordu. 'Hayırdır abi ne oldu?' diye bir halini hatrını sordum. Derdi neymiş bil bakalım: 'monotonluktan sıkılmış'.

y ile kısa bir süre birbirimize baktık. y elini havaya hafifçe kaldırıp indirdi, aynı anda başını sağa sola çevirdi (kendisi çok yetenekli bir y doğrusu) dudak hareketlerinden ne dediği anlaşılmıyordu, ama ben tahmin ettim. Hislerimize tercüman olma görevini bana vermişti:



"Bak güzel kardeşim, eşittirim, her zaman bu kadar sakin olamam kıymetini bil. Sen durağan bir hayattan şikayet ederken ben, y ve diğer değişken kardeşlerim her gün bambaşka bir sayı oluyoruz. Bir gün 1 iken, diğer gün 648 oluyorum. Aradaki farka bak. Biri yolun başında diğeri ise epey ilerlemiş. Üstelik bu hep böyle olmuyor, bazen sabit bir harf bulup beni onun cinsinden yazıyorlar. İyi ki 'elemanıdır reel sayı' zorlaması var... Anlayacağın bir gün karmaşık sayı olmaktan korkuyorum. Peki buna ne dersin, çok mutluyken negatif sayı olmak zorunda kaldın mı sen hiç?"

Eşittir cevap vermedi, y'ye 'Çayım şekersiz olsun lütfen.' dedi sadece. O gün pek bir mutsuzdum ama negatif bir sayı değil de, 23 olmam istenmişti, boynumu büktüm, 23 oldum...


Devamını okuyun...>>

Yeni Mim Dalgası: Blog Yazarlığı Hakkında

Aylak Abaküs 'ün blog yazarlarının ne yiyip ne içtiğini merak etmek yerine başkaca sorular bizi bulabilirdi ve buldu da. Biz de oturduk yanıtladık.


(photo by striatic)

1- Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
Solar: Önce Spaces'de kişisel blog tutmaya başladım sonra Blogspot'a geçtim.
Yetenek avcısı Aylak Abaküs beni orada keşfetti,
sağolsun beni buraya çağırıp ihya etti:)
A. Abaküs: Blog sitesinin ne demek olduğunu keşfetmekle başladı sanki.
Tabi, bunu öğrenebilmek için de, bir arkadaşımın şunun gibi bir blog sayfası olması
lazımdı. (Böylelikle sizin de bir sayfanız oluveriyor, evet bu böyle.)
2006 Yazı gibiydi ve kişisel günlüğümü açtım ve olaylar gelişti.
Blogger ile arkadaş olmak sahiden hoşuma gidiyordu.
Bir kere bütün dertlerimi sabırla dinliyordu, beni anlıyordu.
Ama sonra, abesle iştigal etmenin pek keyif vermediğini gördüm.
Kapattım. Günlük olaylardan çok, içerik peşinde olmalıydım.
2- Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum?
A. Abaküs: Evet, sadece basit mizah yazılarım olsun istemiyorum.
Bu yazıları Umut Sarıkaya gibi güzel insanlar yazıyor zaten.
(Gidin uykusuz dergisi alın okuyun.)
İstiyorum ki, içinde biraz da olsa sayılar olsun,
sonra üçgenler, kareler filan.
Bunlar olmadan “tamam süper olmuş” şeklinde bir sesi bulamıyorum,
onu kaybediyorum.
 Solar: Bu blog için evet; kişisel blogum için hayır.
Burada yazdığım yazının ilk olarak okunabilir
ve bir şekilde matematikle alakalı olmasına dikkat ediyorum,
ikinci olarak da başarabilirsem eğlendirici olmasına:)
 Kişisel blogumda ise beğenilme kaygım yok,
o an ne düşünüyorsam onu yazıyorum (
bi’ ara yazıp sonradan bloga aktarıyorum ya da).
3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
A. Abaküs: Bazen, evet.
Solar: Hayır. Gün içindeki aktiviteler için blogdan feragat ediyorum
ya da böyle düşününce rahat hissediyorum kendimi diyelim:)
4- Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Solar: Eh eh, adımız üzerinde bakınız 'aylak' diye:P
Şaka bir yana, Aylak Abaküs'te uzun süre yeni bir yazı görmeyince üzülüyorum,
ama şu da var; niteliksiz içeriktense az ama öz yazı olması daha iyi.
Buranın bir misyonu var sonuçta:) Yine de eğlenceli diyebilirim,
çünkü biz kalabalık olmasak dahi eğlenceli bir ekibiz.
A. Abaküs: Blog yazmayı zorunluluk olarak düşünmemeye çalışıyorum.
Düşündüğüm zamanlarda ise, internetle arama mesafe koyuyorum,
tam da o sırada “dön bak dünyaya” şarkısı başlıyor, onu dinliyorum,
pinhani ile beraber söylüyorum,
bir de gerçekten doğru söylüyorum.
5- Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Solar: Evimde sorunsuz bir bilgisayar ve internet bağlantısı olduğu sürece.
Yanında bir de kahveye hayır demem:)
 
A. Abaküs: Bunun için, ya sayılarla ya da geometri çalışanlarıyla küsmem gerekiyor.
Ama önce hangisiyle küsmeliyim; buna karar veremiyorum.
Bir sonuca varmam Demirel ‘in siyaseti bırakması kadar uzun sürer gibi.

Sevgili Ege Mavisi 'nin isteği üzerine hazırlanmıştır.


Devamını okuyun...>>

Bir uyandırma servisi elemanının günlüğü



Sevgili günlük,

Sabahları erken uyanmak zorunda kaldığımı sen de biliyorsun. Bu yüzden bu işten vazgeçtim. Ama yine mesleğimi seviyordum be, günlük. İşte bu yüzden ben de, benzer meslek kollarına yöneldim ve işte sonunda buldum. Artık matematik elemanlarını uyandıracaktım. Ama tabi bizim bildiğimiz şekilde olmayacaktı bu. Dur tamam meraklanma günlük, hemen anlatayım.

Şimdi bazı matematik elemanları, olayları takip edemeyecek kadar yaşlı ya da biraz şaşkın oluyor biliyorsun. İşte bunları uyandırmak benim görevim olacak. Mesela geçen gün, bir denklemdeki x sayısını uyandırdım çünkü, eşitliğin bir tarafında durmuş öylece bekliyordu. İşte böylelikle denklemde bir hareketlilik olmasını sağladım. Sonra geçen gün bir kümeyi uyandırdım. Benzer elemanları olan bir küme daha vardı ama, öylece durmuş bakıyordu. Ben de tabi, elemanlarını karşılaştırdım, benzer olanlarını buldum. Böylelikle kesişim işlemini başlattım.

Sevgili günlük yeni işim böyle işte. Kendinden geçmiş, umutlarını kaybetmiş ve onu bir daha aramamış elemanları uyandırıyorum. Sırf matematik işlemlerine katılıp kendilerini önemli biri hissetsin diye.

Yarın görüşürüz günlük. Ama sabah erken görüşmemize gerek yok unutma!

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Kişisel Blog: Bir dikdörtgen masalı

Bugün birkaç e-posta aldım blog okuyucularımdan. En çok blogumun adını seviyorlarmış, bir dizinin adına mı benziyormuş ne, ben dizi izlemem ki, bir de benim sevilecek başka yanlarım da var... Mesela bugün ilk defa köşegenlerimi çizdiler. Köşegenlerim de sevilebilir belki.

Köşegenlerim içimdeki şu derin boşluğu doldurdu sanki. Onlara şarkılar söylüyorum gitmesinler diye, onlarla hep sohbet ediyorum, gitar çalabilsem heralde onlara gitar çalarak şarkılar söylerdim, ama sanırım masallarımı da seviyorlar. Bence asalları sevmek daha mantıklıydı oysa (al bir de burdan yak)...

Düşünüyorum da bir de ellerimle ayaklarım olsaydı o zaman benden mutlusu olmazdı matematik dünyasında...

Bazen de üzerimde taralı alanlar oluşturup bunların da üzerine 'A' , '2A', '4A' gibi şeyler yazıyorlar. Soru oluyormuşum... Oysa ben hep cevap olmak isterdim, bir belirsizlikte ben olmamak isterdim. Merak edenler bana sorsaydı o alanı, şıp diye cevabı verirdim. Neden şaşırıyorsun ki? Ben integral hesabı bile biliyorum, böyle alanları bilmek benim için çocuk oyuncağı. Ama tüm bunlar bir dikdörtgen olarak hayata sıkı sıkıya bağlanmama sebep olmuyor ne yazık ki...

Mesela geçenlerde İstanbul'a Evanescence gelmiş, gidemedim. E kim konserde matematik çalışır, haklılar tabii.

Zaten gitsem de bir anlamı olmazdı, zıplayamıyorum ki...

Çok üç noktalı bir yazı oldu, galiba ben hayalperest bir dikdörtgenim, fazlası değil.

(fea)


Devamını okuyun...>>

Kişisel blog: Bir politikacının günlüğü

- Sayı halkına vaatlerde bulunmak çok eğlenceli. Kendimi masal kahramanı gibi hissediyorum. Mesela, toplama işlemlerinden vergi alınmayacak diyorum, her şey yoluna giriyor, herkesin kafasına üç elma düşmeye başlıyor. Sonra 40 gün 40 gece eğlence başlıyor, seçim meydanlarında.

- Katıldığım her televizyon programında verdiğim vaatler üzerine konuşma yaparken, yeni yeni vaatler buluyorum, onları da ekliyorum hemen. Bu durum diğer partilerden üstün olduğumuzu gösteriyormuş gibi beni rahatlatıyor. Kimse bizim kadar vaat sahibi olamaz, bu konuda birinci parti biziz. 555 partisi olarak seçimlere hazırız.

- Vaatlerin nasıl gerçekleşeceğini televizyonda anlatırken hayli zorlandım. Hayır, bir kere hepsinin yalan olduğunu programı sunanlar da en az benim kadar biliyor ama yine de dürüst görünmeye çalışıyorum. İşte, matematikteki belirgin sorunlar üzerinde duruyorum. Uzatmak için elimden geleni yapıyorum. Böylece bize ayrılan sürenin sonuna gelip, reklamlar başlıyor. Ben de rahat bir nefes alıyorum, evet.

- “Seçim otobüsü ile seyahat ederken bizi selamlayanların 1/5 ‘ini küçük sayılar, 1/6 ‘sını büyük sayılar ise, geriye kalan sayıların bizim partiye el filan sallaması için yapılması gereken propaganda sayısı kaçtır?” gibi bir sorunun cevabını bulma görevini bir partiliye verdim. Aklından hemen hesapladı. Bizden büyük alkış aldı. Onu vaatlerim kadar seviyorum, evet.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Blog: trajikomik ve ilginç batıl inançlar


- Bir geometrik şeklin iç açıları toplamı 360 derece olursa, dörtgen olur. Diğer kenarlardan herhangi biri bu duruma itiraz ederse, yağmur yağmaya ve ardından seller akmaya başlar. Bu durumda arap bacıya sorulması uygun düşer. Geometrik şekil, bu olanlara rağmen değişmemişse, dörtgen olduğu kanıtlanır. Kullanılmaya hazırdır.


- Bir kare uyumadan önce, 'kenarlarım eşit mi acaba' diye bakarsa bütün açılarını kaybeder. Hiçbir işe yaramaz.


- Bütünler bir açı, tümler bir açı ile yer değiştirirse kar yağmaya başlar. Hem sonra fırtına çıkar, kendilerine bir köşe bulmaya bakmaya vakitleri bile olmaz.


- iki kenarı eşit bir üçgenin üçüncü kenarı da eşitse, hemen açıları değişmeye başlar, bir yerlerde ateşler yanar, lambalar söner, gök gürler ve hemen birbirlerine eşit olur.


- Hava sıcak olduğu için dolaşmak isteyen açılar, geometrik bir şekil bulamazlarsa, düşmanları çoğalır.


- Birbirlerine paralel olmak isteyen kenarlar bir araya gelirse, hastalıklar artmaya başlar, keneler iş başına geçer, kara ağaçtan birisi düşer ama ağlamaz, sonra kızamık geçirmeyenler varsa grip olur, derken kenarlar paralelkenar olma kararı alır.


- Bir üçgenin iki açısının toplamı 90 derece olursa, diğer üçgenler kıskanmaya başlar, kurşun dökülür, dökülmezse hipotenüs dul kalır, mazallah.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Konuk Yazar Emir Bey Sunar: 6 Hakkında Herşey

Bak yine aynı şekilde sinirlerini ayağa kaldırmıştı küstah arkadaşı, ve bunun sebebi sürekli kullandığı üçün beşin hesabını yapma kalıbıydı, gören de kendisini 10 falan sanacaktı alt tarafı arkadaşı 7, kendisi 6ydı.

Ufak tefek bir iki fark yüzünden kendinden biraz aşağıdakileri ezmekten aldığı bu zevk neydi peki?

Ah ulan! diyordu komşu olmasak, yüz yüze bakmasak her gün, ardışığını da al gel denildiğinde onu da götürmesi gerekmese, bir an bile bakmayacaktı yüzüne ama, işte kader, kendini bildi bileli bir yanında 5 bir yanında 7 vardı.

Misal 5 nice efendiydi, hep onu sever sayardı ama zavallı 6, bu küstah tavırlarından ötürü 7'ye bir türlü aynı sevgiyi saygıyı gösteremiyordu, biliyordu ki o 7 olmuştu belki ama adam olamamıştı.

Onun da istediği her normal tam sayı gibi küçükleri tarafından sayılmak, büyükleri tarafından sevilmekti, neyse en sonunda iyi huylu biri olmayı başka şeylerin pek o kadar önemli olmadığına karar verdi, bazıları asal sayı olabilirdi ama asil asla! Yeri gelince kendini 2'ye 3'e bölecek ağabeyliği göstermeyi bile bilmiyordu bir çoğu, hey gidi hey.


Bu arada 6 sayısı da Emir Bey 'i seviyormuş. Az önce kendisi söyledi, teşekkür bile etti. 'Hislerime çok güzel tercüman olmuş', dedi evet bildiniz..


Devamını okuyun...>>

Çember ‘den kaçırılan çapın üçgendeki günlüğü

- Pi sayısı ile güzel bir ikili oluşturduğumuzu şimdi daha iyi anlıyorum. Biz güzel bir ikiliydik. Bana var olduğumu hatırlatıyordu. Birlikte güzel günler geçirmiştik, yuvarlak günler. Hayallerimiz vardı. Çemberin çevresini ölçecektik. Yoldan geçen kirişleri kovmayıp onlara su verecektik. Şimdi sesini duyar gibiyim. Ama biraz daha fazla bağırması lazım, çünkü burası çok gürültülü duyamıyorum.

- Yarıçapı altın üçgene koymuşlar, ille de altın demiş. Altın dememiş mi, dememiş. Ben desem mesela bir ilk yapmış olur muyum, olurum. O zaman hemen diyorum. Dedim. Duymadın mı? Hadi şimdi ikile.


- Bana şimdiye kadar işkence yapılmadı ama, üçgen içerisinde yaşayan kenarların hepsi çok sıkıcı. Açılarıyla hep iş konuşuyorlar. Konuşurken mimiklerini kullanmıyorlar, hem sonra taklit yetenekleri de yok. Düşün, fıkra bile anlatmıyorlar. Bundan büyük işkence olamaz. Kendimi okulda hissettim. Öğretmenlerimin yarısı bu haldeydi. Onlara acırdım çünkü bu halleriyle bize hayatı öğretmeye çalışırlardı. Bunları üçgendeki kenarlara anlatsam mı? Yok yok, anlamazlar.

- Bu üçgen hakkında her şeyi zorla öğrettiler. Halbuki ben daha önceden biliyordum numarası yaptım. Okulda öğrenmiştim dedim, inanmadılar. Şöyle bir gezintiye çıktık ve açılarının toplamının kaç derece olduğunu, alanının nasıl hesaplanacağını anlattılar. Ben bu bilgileri istemediğimi söylediğim halde devam ettiler. Önüme bidolu üçgen sorusu bıraktılar. Çöz çöz bitmiyor. Çözemediklerimi yemeği düşünüyorum ama bu seferde akşam yemeğimden olur muyum diye merak ediyorum. Bütün soruları düşünceli bir halde bitiriyorum. Okuldaki eğitim sisteminden bir farkı var mı buranın, karar veremiyorum.


Devamını okuyun...>>

Kareköklü Sayılar 'ın Günlüğü

-Karekök içerisinde yaşamaktan her seferinde sıkılıyoruz. Bu sıkıntı büyüyüp duruyor ve birdenbire parçalanmaya başlıyoruz. İki ayrı sayı birden oluyoruz. İkimizde dışarıda olduğumuza seviniyoruz. Etrafa bakıyoruz, sağımıza solumuza bakıyoruz, yeni bir hayat bizim oluyor. Başka bir değer içinde olduğumuza seviniyoruz.

- İsmimi çok seviyorum ben. Kare Murat gibi kahramanları hatırlatıyor. Sanki aramızda bir şeyler geçmiş gibi hissediyorum. Bir gün Kare Murat ile hesap yapıyorduk. İşte diğer sayılardan ayırıp sadece beni sevmek ister gibi, beni sonucun altına yazdı. Hem de büyük büyük yazdı, kara bir kalemle. Sonra beni ve kağıdı katlayıp gitti. Karefatmaların olduğu bir yer buldu. Bulduğu yerde kaldık. Yeni bir kare isminde daha arkadaş bulmuş oldum. Ama ikinci arkadaşımla iyi anlaşamadık, sanki.

- Benim değerimle aynı değeri taşıyan bir kareköklü sayıya, çarpma işlemlerinde rastlamak istemem. Yenilik taraftarı bir sayıyım da ondan. Hayata faklı bir sayı olarak bakmaya, yeni arkadaşlar edinmeye bakarım ben. Hem sonra ben parçalanmayı severim. Bu yüzden kareköküm alınırken herkeslerden saklanırım. Yalnız başıma parçalanırım.

- 029 okumayı pek seviyoruz. Kendisini sayı zannetseydik eğer aramıza katılmasını isterdik. Karekök içinde bir çay, kahve, ne isterse ikram ederdik. Hey anne bize bak filan, derdik. Onun gibi yazıyoruz, derdik. Ama maalesef sayı değilmiş, soyadı bile varmış. Annemiz buna epey üzülecek diye bu konuyu kapatıyorum, yoksa ondan alıntılar bile yapardık, birlikte şiir bile okurduk.


Devamını okuyun...>>

Kişisel Blog: Bir sayının macera dolu günlüğü

Bu yazımızda, yeni bir etiket açmanın sevincini yaşıyoruz, gözlerimiz kırmızı kurdeleyi arıyor, hemen buluyoruz. Günlüğünü bizimle paylaşmayı kabul eden sayımızı çok seviyoruz, diğer sayılardan ayırıp sadece onu sayıyoruz.









* Bloglarında kendi resimlerini kullananlara ve özellikle resimdekileri anlatanlara ve çizgi roman haline getirenlere bayılıyorum. Bu akıma ben de dahil olmak istedim. Hemen başlıyorum: Şimdi yanımdaki arkadaşımı tanıyorsunuz, benim ikizim, bildiniz. Kendisiyle aynı işi yapmaya karar verdik. Yattığımız yerden para kazanıyoruz. Sıcak bir gün. Yoldan geçen insanlar, bu havada üzerimize yumurta kırılırsa pişip pişmeyeceğini tartışıyorlar, başka konuşacak mesele kalmamış gibi. Sonunda karar veriyorlar ama yanlarında yumurta yok, salakların. Hem buna asfaltımız izin vermez. Bizi bile zor kabullendi. Diğer sarı çizgileri de öyle. Tepemizde güneş bizi omlet kıvamına getirmeye çalışırken, fotoğrafı çeken arkadaş üzerimize su serpiyor, rahatlıyoruz ve bildiğimiz duaları okuyoruz. Ben bir fatiha okuyorum, kardeşim üç ihlas okuyor. Fotoğrafçı buna bozuluyor ve işi bitince bırakıp gidiyor. Üzerimizden durmadan arabalar geçmeye başlıyor. Durmuyorlar. Olsun, gün başka güzel.




* İçinde sayılar olan bütün şarkıları biliyorum. Şarkıyı söylerken bahsedilen arkadaşı hatırlıyorum. Onu alıyorum, aklımda tutuyorum, aklımdan bir sayı tutmuş gibi.





-Sen bir sayıdan başka nesin, diyorum.


-Ezgiyim tabi ki, diyor.





Yeni bir arkadaş edinmiş gibi yapıyorum, tanıştığımıza sevindim, diyorum. Benim ağızlara takılmış, popüler olmuş birçok arkadaşım var, evet.


* Ellerimiz olsaydı eğer, sadece başımı kaşımak, burnumu karıştırmak, başkasının kulağını çekmek gibi basit işler için kullanmazdım. Konuşmayı bırakırdım, içimden geçenleri dokunarak anlatırdım sana. Hem sonra ikimizin şarkısını ritm tutarak söylerdim, parmağımı şaklatıp, ondan güzel bir orkestra yaratırdım. Havaya ikimizin kalabileceği küçük bulutlar çizerdim. İşaret parmağımı sevdiklerimi göstermek, serçe parmağımı serçeleri göstermek için değerlendirirdim. Sevinirdik.


* Toplama değil de, çıkarma yapmak beni çok yoruyor. Eksilip duruyorsun. Bütün değerlerini bir anda kaybetme tehlikesi de var, bu da başka bir eksi durum. Bundan ötürü hep sıfırın hareketlerine ve tavırlarına dikkat etmeye başladım. Acaba ben sıfır olsam nasıl davranırdım, içimdeki sevinç biter mi, eskisi kadar sevilir miyim gibi benzeri sorulara yanıt bulmaya çalışıyorum. Kendi kendimi telaşlandırmayı başardığımı size söyleyebilirim. Bilinçaltımız aptal bizim, her dediğimizi yapıyor. Biraz da bu yüzden çıkarma işleminde bulunmaktan daha fazla yoruluyorum, kendimi yormasını biliyorum.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>