RSS Adresi Matematik

güncel etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
güncel etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Sosyal Güvenlik ve Robin Hood Adlı Sayı

Mizah Yazıları Departmanı - Robin Hood bu kez eksi sayıların haklarını aramak için yollara düşüyor. Sosyal adaleti sağlayabilmek için işi hayli zor. Bakalım, üşengeç sayımız bütün bunlar için neler yapacak?

Tam sayıların bir arada yaşadığı sayısal bir bölgede, Robin Hood adında bir kahraman yaşarmış. Hemen hemen diğer rakamsal kahramanlar gibiymiş. Becerikli ve pek gözlü bir delikanlıymış. Küçük bir sayıyken avlanmaya başlamış. Yirmi buçuk yaşından gün aldığında ise, bir üslü sayı kadar hızlı ve güçlü, bir hesap makinesi kadar çabukmuş, ok atma konusunda bulunduğu bölgenin en iyisiymiş.

Robin, bu yetenekleriyle mutlu olmasına mutluymuş, genç sayıların sevgilisiymiş, keyfine diyecek yokmuş. Ama, köyde yeni yeni başlayan sosyal adaletsizliği düşündükçe, canı sıkılmaya başlıyormuş. Eksi sayılar, artıların aç gözlülüğü nedeniyle sayı ve basamak değerlerini kaybediyorlarmış. Eksiler daha eksi bir hal alıp, iyice fakir düşüyorlar, sayı doğrusundaki yerlerini her geçen gün kaybediyorlarmış hep. Robin Hood yakın arkadaşlarıyla sıklıkla bu konu üzerinde duruyormuş. Son günlerde gizli gizli yaptığı toplantıların tek gündem maddesi de buymuş. Her toplantı sonunda harekete geçme kararı alınırmış, fakat her seferinde bir aksilik çıkarmış. Mesela; yağmur yaşarmış, seller akarmış, arap sayılar camdan bakarmış. Bu bile çalışmalara başlamak için büyük bir engelmişmiş.



Bir seferinde hava günlük güneşlikmiş. Kuşların söylediği şarkılardan ve ağaçların açtığı çiçeklerden de bu anlaşılıyormuş. İşte kahramanlık yapmak için herkesin gözetlediği harika gün, bugünmüş. Derken, günlerce bekleyen ve zenginleri tuzağa düşürecek plan herkese dağıtılmış. Tam harekete geçileceği sırada tellalın sesi duyulmuş. Belli ki ülkeyi yöneten kral bir yenilik yapmış. Sosyal güvenlik hakkında büyük değişiklikler içeriyormuş. Tellala bakılırsa, dul sayıların aldıkları değerler ve çalışan sayıların emekli oldukları zaman ellerine geçen değerler düşecekmiş. Bunun gibi başka başka değişiklikler de varmış, devamı için bakınız: sosyal güvenlik reformu. Tellal konuşmuşta konuşmuş. Robin Hood ve arkadaşlarının önüne büyük bir engel daha çıkmış. Ellerinde tuttukları planın son kullanma tarihi işte bu anda sona ermişmiş.

Robin ve diğer sayılar, başka bir plan için tekrar toplantı yapmaya koyulmuşlar. Günler ayları, aylar da kovalayacak başka bir şey olmadığı için yılları kovalamış. Tabi ki yeni parlak çözümler bulunmuş ama, Robin matematik konusunda hem üşengeçmiş, hem de planların işe yarayıp yaramayacağı konusunda kararsızmış. Eksi sayılar başlarının çaresine bakmayı akıl edene kadar bu etkinlikler sürmüşte sürmüş.


[Foto]


Devamını okuyun...>>

İlginç Fikir: Matematik Formüllerini Gösteren Saat

Zamanın kendisi kadar saatleri de sevdiğimizi kabul etmek biraz zaman alabilir. Ama olsun, bizler yine deli fikir sahibi insanlar tarafından yapılmış ilginç saat tasarımları ile bu sevginin gerçek olduğunu kanıtlayabilir, mesut ve bahtiyar olabiliriz.

-Affedersiniz, saatiniz kaç acaba?

Zaman hemen her şeyden değerli olabilirdi; mesela bizlere durmadan gülümseyen fenerbahçe atkılı kardanadamlardan, bizi uçurup duran kızaklardan, beş parmağımızı birbirinden ayırmadan seven eldivenlerden. Bunun bilincinde olan birçok insan bu zaman sayacını bir süre sonra yanında taşıyabilir, yerli yersiz gelen bu tip sorulara çekinmeden yanıt verebilirdi. İşte saatlerin diğer ziynet eşyalarıyla olan dostluğu böylece başlamıştı ve bitecek gibi gözükmüyordu. Tabi onlar arasında farklı bir yere sahipti. Bir kere göz önündeydi ve en az bir popstar kadar popülerdi yani en azından bir adet Tarkan kadar konuşuluyor, laf arasında geçiyordu.


Saatleri bir kimlik ve statü göstergesi olarak kullanan insanlar da vardı mesela. Ben çok küçükken, yeni alınan her saat mutlaka diğer insanlara gösterilmeliydi ve çok geçmeden şaşkın bakışlarla karşılanmalıydı. Bir keresinde bizim kadar küçük bir kız arkadaşımız yeni bir japon kol saatiyle sahne almıştı, halbuki sesinin güzel olmadığını herkes gibi kendisi de biliyor olmalıydı. Tabi derken ilgiyi yeni aldığı bu alete çekmeye başlamıştı. Bir süre sonra da biz izleyicileri unutup, şarkısını sadece saatine söylemeye başlamıştı. Beklediğimiz el figürleri veya ufak bir dans gösterisi şarkı bitene kadar gelmemişti. Ama olsundu, saatiyle mutlu olan bir kız çocuğunu izlemenin ne demek olduğunu biraz olsun anlamıştık ve bu bile hoşumuza gitmişti.



-Hesap makineli saati olan var mı?

Zaman her şeyi değiştirdiği gibi saatlerin görünüşünü ve özelliklerini de başka bir hale getiriyordu. Saatler, gün boyu zamanla birlikte dolaşmasına rağmen nasıl olabiliyordu bütün bunlar? Bu büyük şaşırtıcı hüner, saatleri şaşırttığı gibi hesap makinelerini de şaşırtıyor olmalıydı. Tabi, bir araya gelmekten memnun olmalıydılar, yoksa birlikte nasıl bir ömür geçinebilirlerdi, aralarında sevgi ve sadakat olmasa. İşte bu ikisi yani sevgi ve sadakat, kollarda yer aldıktan sonra derslerde dört işlemin pek bir anlamı kalmamıştı. Bu durumda öğretmenler zamana yenik düşüyor olamazlar mıydı? Hemen bu tip saatler tez vakitte yasaklanmalıydı. Bu kurala herkes uymalıydı, uymayanlar zihinden işlem yapma yeteneği kazanmalıydı ya da en azından parmaklarıyla aritmetik faaliyetlerini yapmalıydı.



-Arkadaşlar aranızda bu saati sevmeyen var mı?


Bu saatin kimin tarafından tasarlandığından emin değilim, ama fikir sahibinin cebir sever biri olduğu su götürmez bir gerçek. Tabi görüldüğü gibi bizlere zamanı söylerken birtakım küçük işlemler yapmamızı istemesi hayli eğlenceli. Hem sonra basit bir alet takımıyla biz de buna benzer bir saat tasarlayabiliriz. Ben başladım bile. Mesela 1'in yerinde a üssü sıfır yer alabilir. Bunu bulduğuma göre diğerlerini de bulabilirim. [vesile]

Ayrıca bakınız: How to make a personalized wall clock


Devamını okuyun...>>

Var mısın Yok musun Oyunu ve Olasilik Hesaplari

Dünyanın en kolay para kazandıran yarışması olduklarını söyleyen programı ben de izledim. Sayısal loto çekilişinden değil, Var mısın Yok musun Oyunundan bahsediyorum. Bir araya gelmek zorunda bırakılmış kutular ile yarışmacılar, Acun Ilıcalı ile kutular, sunucu ile yarışmacılar arasındaki ilişki izlenmeye değerdi. Bir kere ekrandan yüzümüze pozitif enerji yağıyordu. Ele ele tutuşmalar, kutuyu açarken konsantre olmalar, konfeti yağmurları filan vardı ve bütün bunlar mutlu olmamıza yeter gibiydi. Ama unuttuğumuz önemli bir konu vardı. Okul hayatımızda zorla öğrenmemiz istenen olasılık konusu yarışmada başrollerdeydi ama biz bunu boş verip, pozitif hisler peşinden gidiyorduk ve bu konunun figuran olmasını istiyorduk. Halbuki ihtimal hesapları genç ve güzel bütün aktristler gibi ön plana çıkmayı hak ediyordu. Tıpkı kutular gibi ve tıpkı yarışmacılar gibi.



Yarışma ilerliyor, seyirciler olur olmadık eylemleri alkışlamayı sürdüyordu ama bir kişinin rastlantı veya kesin olmayan olaylarla uğraşan olasılıktan bahsettiğini görmüyordum. Ve benim çıkıp bunları söyleme ihtimalinin sıfır olmasına üzülüyor, Hamdi gibi bir telefon arkadaşlığı yapmadığıma içerliyordum.

Kutularda saklambaç oynayan yüksek meblağlardan hangisinin geleceğini saptamak imkansızdı. Bununla birlikte kutudan hangi paranın çıkacağını öngörmek, pozitif veya nötr enerjiyle değil, olasılık teorisi ile olanaklıdır.

Olasılık teorisi, 17 yy. başlarında rulet ve iskambil gibi oyunların tahmini sonuçlarıyla başladı. O zamandan bugüne değin birçok matematikçi bu teoriyi genişletmek için katkıda bulundular. Bununla beraber, olasılığın uzun ve hareketli geçmesine rağmen, bu teori 1920’li ve 1930’lara kadar belirlenemedi. Çoğul olasılık kuramı denilen bu belitik gelişme olasılığın kavramlarına bir kesinlik getirerek matematiksel bir modele oturtulmuştur. (Teori ve Problemlerle Olasılık- SeymourLipschutz)


Olasılık örnek uzayında yer alan olumlu olayın/olayların sayısının bütün olayına/olaylara oranlamasından elde edilen bir değerdir. Tabi olumsuz olaylarda da bu geçerlidir. Buna göre, büyük ödülü kazanma şansı her kutuda değişiyor ve kutular açıldıkça bu şans sürekli artar. Tabi en büyük miktara sahip kutu açılmamışsa.

Olasılık hesaplamalarını yaparak karar veren yarışmacılar olsun istiyorum. Pozitif enerji gibi zırvalıklar bu şekilde son bulabilir. Ama bu bile kolay para kazanmak gibi aşağılık bir duyguyu hafifletebilir mi, bilemeyiz.


Devamını okuyun...>>

Dünya Matematik Günü 5 Mart'ta



Belirli gün ve haftalar içerisinde böylesine güzel bir günün yer almaması veya unutulması veya boş verilmesi doğru değil. Bu yüzden Dünya Matematik Günü 'ne neredeyse bir ay gibi bir zaman kaldığını hatırlatmak istedim, birazdan huzurlu bir şekilde uyuyabilirim.

Sayılar veya matematiksel ifadeler arasında gelişen olayları düşündükçe mutlu olan insanlar var, biliyorum. Bütün bu soyut karakterler arasındaki ilişkilerle düşünmeye çalışmak, farklı bir çalışma ortaya koymak oyun oynamak gibi eğlencelidir. İşte bu günü rakamlara duyduğumuz sevgiden ötürü Sevgililer Günü gibi geçirmenizi önerebilirim. Birbirinize kendi emeğiniz küçük bir sayı boncuğu hediye edebilirsiniz. Şimdiden hazırlıklarınızı yapın, derim. Ama öyle tek taş reklamları gibi tüketime yönlendirmek niyetinde değilim. Hem sonra matematik günü ile ilgili etrafımızda dönen tek bir reklam bile yok. Bunu bildiğim için videomuz burada dursun istedim, ola ki reklam filmlerinden daha etkili olur.

5 Mart'ta içinde biraz olsun dört işlem sevgisi taşıyan bütün dünyadaki öğrenciler bir araya gelmeyi düşünüyorlar. Hazır birbirlerini bulmuşken fazla zaman kaybetmeyip birbirleriyle aritmetik oyunlar oynamak niyetindeler. 14 Şubat gibi olmasa da, hayli kapsamlı olduğunu 100 ülkeden fazla katılım olacağını duydum. Maria Miller 'a bakılırsa, 1 milyon öğrenciyi bulurmuş.

Cebir ile dolu bir fırsat bizleri bekliyor! Kaçırmayınız!

Güncelleme Notu: Önceki yazıda "sevgililer günü" gibi bir anahtar kelimeye link verme gereği duymuştum. Yazıda sadece bir cümle içerisinde yer alıyordu. (Sevgililer Gününde olduğu gibi sizleri tüketime yöneltecek değilim.) Cümlenin bu anlamını düşünmeden bağlantı oluşturmuşum. Herhangi bir ima içermiyordu. Yanlış anlaşılmalar için özür dilerim.



Devamını okuyun...>>

Osmanlı Cumhuriyeti 'ne Paralel Doğrular


İnternette sonu tüp ile biten sitelerde yeni bir salgın başladı. Tabi bu sayede, Osmanlı Cumhuriyeti 'nin konusunu bilmeyen kalmadı. Fragmanlardan anladığımız kadarıyla film; Ulu Önder Atatürk olmasaydı, Türkiye 'de neler olurdu gibi bir soruya yanıt vermeye çalışıyor. Bunları yaparken yeterli düzeyde mizah kullanması da hayli sevindirici. Gani Müjde hayranı olduğumu da artık saklayacak değilim, sevgili okuyucu. Ama, yazının devamında onun keskin zekasından ve kaliteli espri anlayışından bahsedecek zamanım yok, zaten bütün bunlar az çok anlaşılıyor. Bir sonraki paragrafta -ki kendisi hemen aşağıda- sizleri başka bir konu bekliyor.


Filmde muhtemelen Atatürk'ün devlet yönetimi konusunda sergilediği muvaffakiyetler ön plana çıkacaktır. Halbuki Gazi M. Kemal, bu ve benzeri alanlarda gösterdiği başarıyı geometri konusunda da devam ettirmişti. Kendi el yazısıyla kaleme aldığı bir geometri kitabı bulunduğunu sizlere hatırlatıp, rahatlayabilirim. Hem sonra dilimize kazandırdığı terimlerden bahsedip, onun türk diline olan hayranlığını dile getiririm, pek sevinirim. 1937 yılında bitirdiği kitabı görülmeye değer bu haliyle, çünkü büyük yenilikler içeriyor. Kitabın sayfalarında kendilerine yer bulan terimler, sevinç içinde olmamalılar. Bütün bu pırıl pırıl kelimeler hemen örnek sorular üzerinde herkesi selamlamaya başlıyor. Bunlardan bazıları:


Muhit-i Daire yerine Çember

Ehram yerine Piramit

Menşur yerine Prizma

“Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır.” diyen Atatürk, okulları ziyaret eder ve dersleri izlerdi.


Devamını okuyun...>>

Lego Oyuncakları: Ellerimizdeki Küçük Hesaplar

Legolar gibi basit bir oyuncak ile şaheser yaratan insanlardan bahsetmek niyetindeyim. Küçük bir araba fabrikası tasarladıkları anlaşılan yukarıdaki çalışma için hayli uğraşılmış, gece gündüz üzerinde durulmuş. Baştan anlaşalım, üstün bir yaratıcılık söz konusu.

Bu renkli tuğlaların yaklaşık 8 yıl önce "yüzyılın oyuncağı" ünvanını kazanmış bir eğlence olduğunu hatırlatmalıyız. Bu ödülü hakettiğine göre, çocukların zihinsel gelişimlerini önemsediğini ortaya koyuyor. Üstelik onların gereksinimlerini ve gelişimine göre şekilden şekile girmeyi biliyor, olmalı.


Bütün bu yüksek seviyede sergilenen başarılar filan matematikteki gariplikler için de tekrarlanabilir mi? İşte, biz bunun için üşünmedik ve ufak bir araştırma yaptık. Hiç değilse, sevdiği sayılardan lego eseri oluşturanlar olmalıydı. Mahalledeki küçük çocuklarımıza sorduk ya da sormaya çalıştık. Onlar karne heyecanı içindeydiler ve haliyle doğru düzgün cevap vermediler, bizi atlattılar. Matematik ders notu düşük olan bir iki öğrenci ile kovalamaca oynadık, biraz tartaklandık. Halbuki onları yanlışlıkla seçmiştik. Yani, anlayacağınız istediğimiz cevabı alamadık. Olsun, şu anlamsız sanal dünyada herkes gibi mutlu olabilir, amacımıza ulaşabilirdik.


İnternetteki başarılı lego sanatçıları (kaç kişi olduklarını bilmiyoruz) cebiri akla getirebilecek bir çalışma yapma gereği duymamışlar, sanki. Daha basit çalışmalar var. Ama şu var ki, bütün bu eserlerde uygulanan teknikler için hesaplamalar varmış, bazı insanlar bunlara dikkat bile edermiş. Evet, bir çoğumuzun umurunda olmayabilir belki ama, en azından bunu bizi kovalayan çocuklara duyurmalıyız! Bu yazı sırf bundan ötürü yazıldı.

Sıradaki lego oyunları S. Sönmez'den geliyor. Tüm matematik severler ve karnelerinden çok çocuklarına değer veren aileler için!


Devamını okuyun...>>

Hepimiz Şekiliz, Hepimiz Tangram Severiz!

Geometrik şekiller bir araya gelerek bizleri heyecan içinde bırakmak isterler. Bundan olsa gerek, tangram oyunu sırasında şekiller, hünerlerini gösterirler, bu konuda birbirleriyle yarışırlar. Çünkü bu onlar için büyük bir fırsattır. Bütün bir halde kalmak istememeleri sonucunda parçalanarak eğlenceyi başlatırlar. Sonra olaylar gelişir ve renklenmeye başlarlar, gökkuşağını filan kıskandırırlar. Hayal gücünün sponsorluğunda harikalar yaratırlar.





Belli kuralları olan bu eğlencenin, ülkemizde pek sık rastlanan "faili meçhul cinayetler" adlı oyunla benzerlik taşır sanki. İşte bu benzerlikleri sıralamaya çalışalım.

  • Oyun bitiminde ortaya çıkan görüntü, görenleri hayretler içinde bırakır. Oyunların gelişim basamakları bilinmediği için, olanlara şahit olanlar gördükleri için az da olsa, bir açıklama beklerler, ayrıntılar gelene kadar öylece kalırlar.

  • Ortaya çıkan sonuçlar bir örnek teşkil eder. Kendisinden sonra tekrarlanabilen durumlara iyi veya kötü yol göstermiş olurlar.

Hırant Dink 'i ve diğer başarılı gazetecileri saygıyla anıyoruz! (Bkz: Keşke yaşasaydı da hapse girseydi)


Devamını okuyun...>>