RSS Adresi Matematik

günlük etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
günlük etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Hesap Makinesinin Komik Kişisel Günlüğü

Başlarda dört işlemi yapabilen, sonra sonra geliştirilerek her türlü sayısal işlemi yapar duruma getirilen elektronik veya mekanik bir araç olan bir hesap makinesinin günlük düşüncelerinden oluşmuş eğlenceli, komik, biraz da esprili bir yazı.




Aşkımla zaman zaman işte böyle bir araya geliriz. El ele tutuşuruz, güzel şeyler düşleriz. Mesela, birbirimize kaç defa ‘seni seviyorum’ dediğimizi hesaplamak isteriz. Bunun cevabını birlikte vermek isteriz, diğer makine arkadaşlardan özür dileriz, biz bize benzeriz, biz hep beraberiz, dijital bir halde birbirimizi severiz.
19:49


Üzerimize renkli renkli tuşlar döküldüğünden beri bu haldeyiz, biz. Bir sürü sayı taşımakla görevliyiz, sade bununla değil, matematikteki diğer sembolleri de, mesela artıyı ve eksiyi ve onun diğer arkadaşlarını kollayıp gözetiriz. Olsa olsa bunlarla süsleniriz, örtünürüz herkesi etkileriz. Sonra bunlarla başlarız çalışmaya. Topla, çıkar, çarp, böl ya da tam tersi. Bütün bunlardan sonra bir türkü uydururuz. "Yeter güzelim yeter, iki iki dört" gibi. Bunu bizimle çalışan parmaklar duyar sadece, ama hayır onlar söylemezler, evet çünkü sesleri kötü ve bizim kadar çiğ köfte ile arkadaşlık etmemişler, işte bu yüzden yalnızca şıkırtılar çıkarır onlar ve bu türküye eşlik ederler. Bir gün el çırpmalarına da izin verebiliriz ama önce şu işlemleri ve ödevleri bitirmeliyiz; annemiz, babamız, teyzemiz ve diğer tanımadığımız akrabalarımız kızmasın.
07:57


Bir problemde hangi işlemlerin kullanacağına aklımız ermez bir türlü. Tek derdimiz budur bizim. Yoksa var mısın yok musun da birinci olmak, futbolda türlü türlü turları geçen takımların olması, dizilerin mutlu sonla bitmesi umrumuzda değil. Hem zaten bunlar kimsenin umurunda olmamalı. Başka örnekler bulmalıyım. Ama önce, şu benden istenen sonuçları bulmalıyım. Tamam şimdi oldu. Ne diyordum, hangi işlemlerin yapılacağına karar veremeyiz, emirkuluyuz.biz.
15:55

Birtakım rutin dört işlemi tekrar etmekten, evet tekrar etmekten, işte böyle tekrar etmekten korkanları kurtarmaya çalışırız. Bundan sonraki hedefimiz monoton bir hayat yaşayanları kurtarmak olmalıdır. Bunun için önümüze bir hedef koymalıyız, Fenerbahçe’den önce başarıya ulaşmalıyız.
23:43

Bizi kullananların zihinsel yöntemlerini engelleyip engellemediğimize bir türlü karar verilemez. Aramızda toplandığımız zamanlar, ülke sorunlarından değil de, her seferinde salak gibi bu konuyu ele alırız. Halbuki ülke sorunları daha çözümsüz, bu konudan bir gün vazgeçmeliyiz.
11:21

Biterken, ben sensiz sayı doğrusuna düşmanım çalıyordu, şimdi hala çalıyor. Bitmeden gidip biraz 029 okumalı, bitirmeli, blogun dibini görüp kahraman olmalı.


Devamını okuyun...>>

Osmanlı Cumhuriyeti 'ne Paralel Doğrular


İnternette sonu tüp ile biten sitelerde yeni bir salgın başladı. Tabi bu sayede, Osmanlı Cumhuriyeti 'nin konusunu bilmeyen kalmadı. Fragmanlardan anladığımız kadarıyla film; Ulu Önder Atatürk olmasaydı, Türkiye 'de neler olurdu gibi bir soruya yanıt vermeye çalışıyor. Bunları yaparken yeterli düzeyde mizah kullanması da hayli sevindirici. Gani Müjde hayranı olduğumu da artık saklayacak değilim, sevgili okuyucu. Ama, yazının devamında onun keskin zekasından ve kaliteli espri anlayışından bahsedecek zamanım yok, zaten bütün bunlar az çok anlaşılıyor. Bir sonraki paragrafta -ki kendisi hemen aşağıda- sizleri başka bir konu bekliyor.


Filmde muhtemelen Atatürk'ün devlet yönetimi konusunda sergilediği muvaffakiyetler ön plana çıkacaktır. Halbuki Gazi M. Kemal, bu ve benzeri alanlarda gösterdiği başarıyı geometri konusunda da devam ettirmişti. Kendi el yazısıyla kaleme aldığı bir geometri kitabı bulunduğunu sizlere hatırlatıp, rahatlayabilirim. Hem sonra dilimize kazandırdığı terimlerden bahsedip, onun türk diline olan hayranlığını dile getiririm, pek sevinirim. 1937 yılında bitirdiği kitabı görülmeye değer bu haliyle, çünkü büyük yenilikler içeriyor. Kitabın sayfalarında kendilerine yer bulan terimler, sevinç içinde olmamalılar. Bütün bu pırıl pırıl kelimeler hemen örnek sorular üzerinde herkesi selamlamaya başlıyor. Bunlardan bazıları:


Muhit-i Daire yerine Çember

Ehram yerine Piramit

Menşur yerine Prizma

“Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır.” diyen Atatürk, okulları ziyaret eder ve dersleri izlerdi.


Devamını okuyun...>>

Lego Oyuncakları: Ellerimizdeki Küçük Hesaplar

Legolar gibi basit bir oyuncak ile şaheser yaratan insanlardan bahsetmek niyetindeyim. Küçük bir araba fabrikası tasarladıkları anlaşılan yukarıdaki çalışma için hayli uğraşılmış, gece gündüz üzerinde durulmuş. Baştan anlaşalım, üstün bir yaratıcılık söz konusu.

Bu renkli tuğlaların yaklaşık 8 yıl önce "yüzyılın oyuncağı" ünvanını kazanmış bir eğlence olduğunu hatırlatmalıyız. Bu ödülü hakettiğine göre, çocukların zihinsel gelişimlerini önemsediğini ortaya koyuyor. Üstelik onların gereksinimlerini ve gelişimine göre şekilden şekile girmeyi biliyor, olmalı.


Bütün bu yüksek seviyede sergilenen başarılar filan matematikteki gariplikler için de tekrarlanabilir mi? İşte, biz bunun için üşünmedik ve ufak bir araştırma yaptık. Hiç değilse, sevdiği sayılardan lego eseri oluşturanlar olmalıydı. Mahalledeki küçük çocuklarımıza sorduk ya da sormaya çalıştık. Onlar karne heyecanı içindeydiler ve haliyle doğru düzgün cevap vermediler, bizi atlattılar. Matematik ders notu düşük olan bir iki öğrenci ile kovalamaca oynadık, biraz tartaklandık. Halbuki onları yanlışlıkla seçmiştik. Yani, anlayacağınız istediğimiz cevabı alamadık. Olsun, şu anlamsız sanal dünyada herkes gibi mutlu olabilir, amacımıza ulaşabilirdik.


İnternetteki başarılı lego sanatçıları (kaç kişi olduklarını bilmiyoruz) cebiri akla getirebilecek bir çalışma yapma gereği duymamışlar, sanki. Daha basit çalışmalar var. Ama şu var ki, bütün bu eserlerde uygulanan teknikler için hesaplamalar varmış, bazı insanlar bunlara dikkat bile edermiş. Evet, bir çoğumuzun umurunda olmayabilir belki ama, en azından bunu bizi kovalayan çocuklara duyurmalıyız! Bu yazı sırf bundan ötürü yazıldı.

Sıradaki lego oyunları S. Sönmez'den geliyor. Tüm matematik severler ve karnelerinden çok çocuklarına değer veren aileler için!


Devamını okuyun...>>

Evine Haciz Gelen Bir Sayının Günlüğü


Sevgili Günlük,

Biz hani taksitle çocuklara altın abaküs almıştık ya, işte onun parasını hala ödemiş değiliz. Bu yüzden eve haciz geldi. Ama görevlileri iyi karşılayamadık. Tam da yemeğimizi yemiştik. Tabi, tabaklarımızı filan alırlar diye hemen bitirdik. İşte şimdi bir güzel tartışabilirdik.

Günlük, seni kandıracak değilim, bunu yapmadık. İzlediğim pespembe dizilerde tartışmanın işe yaramadığını görüyorduk. Biz de her gerzek tv izleyicisi gibiyiz, sen de biliyorsun. Her gördüğümüzü örnek almak zorundayız. İşte böylelikle aklımdan kanal değiştirdim ve tabi ki dişi yakarış geldi aklıma. Hani bunda başarılı olursam, televizyona bile çıkabilirim. Bu yüzden vakit kaybedemezdim. Hayali bir yönetmenden motor sesini duydum ve hemen başladım.

Memurlar durun. Sizin de çocuklarınız vardır, keşke onları da getirseydiniz, kardeş kardeş oynarlardı, neyse ne diyordum. Size göz yaşlarımı göstermiş miydim? İşte bakın. Sonra bu çocukların her biri küçük emrah' tan daha zavallı. Küçüğü büyüyünce kesirli sayı, büyüğü de ondalık sayı olacak. Bunun için hepsi. Yoksa trabzonsporun sahasındaki olaylardan çıkaracak değiliz. Lütfen. Rica ediyorum. Bakın birazdan arka fonda Emre Sayısaydın ‘ın şarkısı başlayacak. Hemen başlamayın. Bu şarkının çalmasını bekleyin. Lütfen! Sayı değerimi çiğnemeden yapamazsınız bunu.

Dedim ve müzik başladı. Artık onlar da ağlayabilirdi. İşte her şey yolundaydı. Ve böylelikle kurtulmuş olduk. Bir daha ki gelişlerinde ne yapsam diye kanallara bakıyorum hep. Böyle programlar iyi ki var be, günlük.

İyi ki.

[kaynak]


Devamını okuyun...>>

Bir Pollyanna Severler Günlüğü

- Geçen gün elimde kalan son elemanımı da kaybettim. Haliyle boş küme olarak dolaşıyorum. Ama olsun en azından hala işlemlere katılabiliyorum. Ve hala kümeyim ve kimlik kartım var. Ve hala çok sevdiğim matematik içerisindeyim. (şaşkın bir küme)

- Yanlışlıkla eksi bir sayı ile çarpıştık. Birdenbire oldu. Ve haliyle neye uğradığımı şaşırdım. Çünkü be de eksi bir değer olmuştum. İyi işte dedim kendime, daha başka neler neler kaybedebilirdim belki de? En azından hala dört işlemlere katılabiliyorum, en azından hayat çok güzel. (sayı doğrusundan garip bir sayı)

- Uzun yıllar birlikte çalıştığım üçgeni bırakmak zorunda kaldım. Diğer kenarlara daha fazla maaş veriliyordu hem de en uzun kenar ben olmama rağmen. İşte yeniden iş bulabildim ama bu sefer en kısa kenar olarak çalışıyorum. Yine de işsiz kalmadığım için kendimi mutlu sayabilirim, evet. (geometri dünyasından bir adet kenar)


Devamını okuyun...>>

Gizli Bir Casusun / Ajanın Günlüğü


Sevgili günlük.


Bir altıgenin sırlarını öğrenmek için görevlendirildim. Evet, ben de en az senin kadar heyecanlıyım. Bak işte, beni hiç bu uzunlukta görmemiştin mesela, değil mi? Bu haldeyim çünkü, altıgene bir köşegen olarak sızmayı planlıyorum. Biliyorum günlük, yanıma bütün malzemelerimi aldım, sen de annem gibi başlama. Gizli kameram, gizli kağıdım, gizli kalemim hepsi yanımda. Gizli kazağımı bile aldım, annem telaşlanmasın diye. Ama, biliyorsun annem bu tür numaraları bilmiyor, o yüzden gerçek kazağımı da unutmamalıyım.

Şimdi ilk iş kenarlarla tanışmak olacak. Hepsini az çok tanıyorum zaten. Yarısı annemin bulduğu kızlardan oluşuyor. Olsun ama, önemli olan hangileri işini sevmiyor da bahtsız bedevi gibi dolanıyor. Bunu anlamak biraz uzun sürebilir. Mümkün olduğunca kelebek gibi uçacağım, açı gibi konacağım. Sonra da o zavallı kenarın güvenini kazanıp, altıgen hakkında bütün bilgileri öğrenmeye çalışacağım.

Asıl önemli olan annemin altıgen içerisinde olmaması. Bu çok gizli bir görev biliyorsun. Ama nasıl oluyorsa işte, annem seçim otobüsleri gibi her yerde olabiliyor. Zaten geçen sefer her şeyi mahvetmişti. Az kalsın işimden oluyordum, sana anlatmıştım. İyi ama benim anlamadığım şey, annemin bundan nasıl haberi oluyor. Yoksa, sen mi söyledin günlük. Yok yok. Belki de annem evde oturmaktan ya da dizi takip etmekten yorulup, ajan olmaya karar vermiştir. Olabilir tabi, haklısın. Bunu en yakın zamanda kendisine sormalıyım. Tamam tamam, ona ajan olduğumu söylemem. Sen de söyleme olur mu günlük. Anlaştık o halde. Yarın görüşürüz.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Bir uyandırma servisi elemanının günlüğü



Sevgili günlük,

Sabahları erken uyanmak zorunda kaldığımı sen de biliyorsun. Bu yüzden bu işten vazgeçtim. Ama yine mesleğimi seviyordum be, günlük. İşte bu yüzden ben de, benzer meslek kollarına yöneldim ve işte sonunda buldum. Artık matematik elemanlarını uyandıracaktım. Ama tabi bizim bildiğimiz şekilde olmayacaktı bu. Dur tamam meraklanma günlük, hemen anlatayım.

Şimdi bazı matematik elemanları, olayları takip edemeyecek kadar yaşlı ya da biraz şaşkın oluyor biliyorsun. İşte bunları uyandırmak benim görevim olacak. Mesela geçen gün, bir denklemdeki x sayısını uyandırdım çünkü, eşitliğin bir tarafında durmuş öylece bekliyordu. İşte böylelikle denklemde bir hareketlilik olmasını sağladım. Sonra geçen gün bir kümeyi uyandırdım. Benzer elemanları olan bir küme daha vardı ama, öylece durmuş bakıyordu. Ben de tabi, elemanlarını karşılaştırdım, benzer olanlarını buldum. Böylelikle kesişim işlemini başlattım.

Sevgili günlük yeni işim böyle işte. Kendinden geçmiş, umutlarını kaybetmiş ve onu bir daha aramamış elemanları uyandırıyorum. Sırf matematik işlemlerine katılıp kendilerini önemli biri hissetsin diye.

Yarın görüşürüz günlük. Ama sabah erken görüşmemize gerek yok unutma!

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Kişisel Blog: Bir dikdörtgen masalı

Bugün birkaç e-posta aldım blog okuyucularımdan. En çok blogumun adını seviyorlarmış, bir dizinin adına mı benziyormuş ne, ben dizi izlemem ki, bir de benim sevilecek başka yanlarım da var... Mesela bugün ilk defa köşegenlerimi çizdiler. Köşegenlerim de sevilebilir belki.

Köşegenlerim içimdeki şu derin boşluğu doldurdu sanki. Onlara şarkılar söylüyorum gitmesinler diye, onlarla hep sohbet ediyorum, gitar çalabilsem heralde onlara gitar çalarak şarkılar söylerdim, ama sanırım masallarımı da seviyorlar. Bence asalları sevmek daha mantıklıydı oysa (al bir de burdan yak)...

Düşünüyorum da bir de ellerimle ayaklarım olsaydı o zaman benden mutlusu olmazdı matematik dünyasında...

Bazen de üzerimde taralı alanlar oluşturup bunların da üzerine 'A' , '2A', '4A' gibi şeyler yazıyorlar. Soru oluyormuşum... Oysa ben hep cevap olmak isterdim, bir belirsizlikte ben olmamak isterdim. Merak edenler bana sorsaydı o alanı, şıp diye cevabı verirdim. Neden şaşırıyorsun ki? Ben integral hesabı bile biliyorum, böyle alanları bilmek benim için çocuk oyuncağı. Ama tüm bunlar bir dikdörtgen olarak hayata sıkı sıkıya bağlanmama sebep olmuyor ne yazık ki...

Mesela geçenlerde İstanbul'a Evanescence gelmiş, gidemedim. E kim konserde matematik çalışır, haklılar tabii.

Zaten gitsem de bir anlamı olmazdı, zıplayamıyorum ki...

Çok üç noktalı bir yazı oldu, galiba ben hayalperest bir dikdörtgenim, fazlası değil.

(fea)


Devamını okuyun...>>

Azıcık içki içen bir sarhoşun günlüğü


* Sayı doğrusunun sağı ve solu neresi. Giderken mi sağ oluyordu yoksa, dönerken mi? Şimdi ben gidiyor muyum, hem gidersem nereye gidiyorum ve neden gidiyorum? A şehrinden B şehrine gitmem lazım hem. Orada akrabalarım bile var benim. Sen bilmezsin tabi. Sayı doğrusundan daha büyükler hem. Durmadan hız yapılır iki şehir arasında, sanki başka yapılacak iş kalmamış gibi. Hem bu şehirlerin ikisi de sağda nasıl oluyor? Ben daha sayı doğrusundaki evimi bulamamışken, sağımı solumu nasıl bulurum? Sıfıra sorsam söyler mi acaba? Sayı değerimi de bilmem gerekecek ama, boşver. En iyisi emin olmak için B ve C şehrindeki tanıdıklara da sormalı. O zaman önce D şehrine gideyim, biraz hız problemlerine yardım etmiş olurum. Sayı doğrusunu geçeyim, sayı doğrusunu geçeyim, şu şişeyi bitireyim, ya da şu şişe beni bitirsin sonra da şu trafik polislerine selam vereyim, hepsine selam vereyim. Belki onlar da E şehrine gidiyorlardır. Yaşasın beni gördüler. Şimdi de takip ediyorlar, yaşasın! Birlikte gidiyoruz, a,b,c,d,e şehirlerine ve oradan da bizim eve. Yaşasın!

* Gökyüzünde ne kadar yıldız var öyle. Bu yüzden kaça kadar sayabiliriz hala anlamış değilim. Dur şimdi saymaya başlayım. Bir, iki, bir, iki. Yani dörde kadar sayabiliriz demek ki. Dört tane yıldızım var, yanında da iki tane ayım var. Demek ki iki iki daha dörtmüş, beş değil, altı hiç değil.


* Bu videoda ben oynamalıydım. Hakkımı yediler, hakkımı yediler, ama yine de emin olmak için bunu Hakkı diye birisine sormalı.


(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Konuk Yazar Emir Bey Sunar: 6 Hakkında Herşey

Bak yine aynı şekilde sinirlerini ayağa kaldırmıştı küstah arkadaşı, ve bunun sebebi sürekli kullandığı üçün beşin hesabını yapma kalıbıydı, gören de kendisini 10 falan sanacaktı alt tarafı arkadaşı 7, kendisi 6ydı.

Ufak tefek bir iki fark yüzünden kendinden biraz aşağıdakileri ezmekten aldığı bu zevk neydi peki?

Ah ulan! diyordu komşu olmasak, yüz yüze bakmasak her gün, ardışığını da al gel denildiğinde onu da götürmesi gerekmese, bir an bile bakmayacaktı yüzüne ama, işte kader, kendini bildi bileli bir yanında 5 bir yanında 7 vardı.

Misal 5 nice efendiydi, hep onu sever sayardı ama zavallı 6, bu küstah tavırlarından ötürü 7'ye bir türlü aynı sevgiyi saygıyı gösteremiyordu, biliyordu ki o 7 olmuştu belki ama adam olamamıştı.

Onun da istediği her normal tam sayı gibi küçükleri tarafından sayılmak, büyükleri tarafından sevilmekti, neyse en sonunda iyi huylu biri olmayı başka şeylerin pek o kadar önemli olmadığına karar verdi, bazıları asal sayı olabilirdi ama asil asla! Yeri gelince kendini 2'ye 3'e bölecek ağabeyliği göstermeyi bile bilmiyordu bir çoğu, hey gidi hey.


Bu arada 6 sayısı da Emir Bey 'i seviyormuş. Az önce kendisi söyledi, teşekkür bile etti. 'Hislerime çok güzel tercüman olmuş', dedi evet bildiniz..


Devamını okuyun...>>

Kişisel Blog: Bir iyilik perisinin sevimli günlüğü




- İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak çok zor. Bu yüzden sayıların ihtiyaçlarını karşılamaya karar verdim.

- Yeni bir iş alanında çalışacağım için eski alışkanlıklarımı bırakmak zorundayım. Mesela, gösteriş yaparak uçmayı bırakabilirim, çünkü sayılar insanlar gibi bundan etkilenmeyebilir. Üstelik, bazı zavallı insanlar gibi sadece dış görünüşüme önem vermeyebilirler. Bir de sihirli çubuğumu yenisiyle değiştirmek istiyorum. Buraya yazayım, unutmayayım.


- Sayıların çalışma alanlarını gezdim bugün. Bir ihtiyaçları var mı diye, politikacılar gibi kahvelerde dolaştım, çocuk kadar olan sayıları sevdim, sayılara işlerine yaramayacak boş öğütler dağıttım. Benden ne istediklerini bilmediğim için, yaptım bunları. Sonra bir istek kutusu hazırlattım. Sayılar bu kutulara mektup atabileceklerdi. Hayır onlara adresimi vermedim. İsteyen beni çağırabilirdi zaten. Tabi, hafta sonları hariç.


- Bazı sayılar en çok görünür olmayı istiyorlarmış. Yani sadece insanların zihninde olmak, bakkallardaki etiketlerin üzerinde olmak, paraların üzerinde olmak ya da ders kitaplarının için de olmak, onlar için yeterli değilmiş. Eğer bu gerçekleşirse, insanlarla sayıların daha iyi arkadaş olabileceklerini söylediler, hem böylelikle birlikte vakit geçirebileceklermiş. Ama buna hemen olumlu bir cevap veremedim. Biraz daha düşünmeliyim.


- Bugün bir sayı yanıma gelip insan olmayı istedi. Tam her şey yoluna girmişken, böyle bir istek karşısında şaşırdım ve istemeden kem küm şeklinde konuştum. Halbuki periler istek ne olursa olsun, hoşgörüyle karşılamalıydı. Bu bir perilik kuralıydı ve bunu sihirli annem bile biliyor olmalıydı. Bu yüzden hemen kendimi toparladım ve insan olmaması için onu ikna etmeye çalıştım. Yalvardım ve yakardım. Bildiğim bütün tatlı sözleri aynı cümle içerisinde kullandım. İşe yaramayacağını anlayınca insanları kötülemeye başladım. Onların arasında nasıl kötülükler yapıldığından bahsettim. Televizyonda izlediğimiz pembe dizilerle insanları anlamanın yetersiz olduğunu, üstelik haberlerde de giderek gerçeklerden uzaklaşıldığını anlattım. Yine de dinlemedi beni. Hiçbir fikri olmadığını bildiğim halde, bu olmayan fikrini değiştirmedi. Mecburen ben de kabul etmek zorunda kaldım. Ama bir şartım vardı. Eğer insan olursa benden bir daha yardım filan istemeyecekti, kızılaya veya diğer yardım kuruluşlarına başvuracaktı. Kabul etti. Ben de istediğini hemen oracıkta yaptım. Hayır, pişman filan değilim.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>