RSS Adresi Matematik

komedi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
komedi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Şaşkın Bir Kümenin Not Defteri



- Şimdi ki elemanlar, şaşkın olanlarıyla değiştirilecek. Yeni gelen elemanlara göre bir isim seçilecek. En azından bana A kümesi demeyecekleri kesinleşecek. Taş kümesi ya da sayı kümesi gibi belirgin bir ismin olacak. Şaşkın küme ismi fena değil. Bu seçilecek.

- Alt küme olmak isteğini belirten bir dilekçe yazılacak. Evrensel kümeye bizzat teslim edilecek. Teslim sırasında padişahlara gösterilen hürmet esirgenmeyecek, tekrarlanacak.

- Benimle kesişmek isteyen kümelere bazı şartlar konacak. Artık bu şaşkınlığımı bir yana bırakmak istiyorum, evet. Önce elemanlara bakılacak, bu unutulmayacak. Ona göre muamele yapılacak.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Çember ‘den kaçırılan çapın üçgendeki günlüğü

- Pi sayısı ile güzel bir ikili oluşturduğumuzu şimdi daha iyi anlıyorum. Biz güzel bir ikiliydik. Bana var olduğumu hatırlatıyordu. Birlikte güzel günler geçirmiştik, yuvarlak günler. Hayallerimiz vardı. Çemberin çevresini ölçecektik. Yoldan geçen kirişleri kovmayıp onlara su verecektik. Şimdi sesini duyar gibiyim. Ama biraz daha fazla bağırması lazım, çünkü burası çok gürültülü duyamıyorum.

- Yarıçapı altın üçgene koymuşlar, ille de altın demiş. Altın dememiş mi, dememiş. Ben desem mesela bir ilk yapmış olur muyum, olurum. O zaman hemen diyorum. Dedim. Duymadın mı? Hadi şimdi ikile.


- Bana şimdiye kadar işkence yapılmadı ama, üçgen içerisinde yaşayan kenarların hepsi çok sıkıcı. Açılarıyla hep iş konuşuyorlar. Konuşurken mimiklerini kullanmıyorlar, hem sonra taklit yetenekleri de yok. Düşün, fıkra bile anlatmıyorlar. Bundan büyük işkence olamaz. Kendimi okulda hissettim. Öğretmenlerimin yarısı bu haldeydi. Onlara acırdım çünkü bu halleriyle bize hayatı öğretmeye çalışırlardı. Bunları üçgendeki kenarlara anlatsam mı? Yok yok, anlamazlar.

- Bu üçgen hakkında her şeyi zorla öğrettiler. Halbuki ben daha önceden biliyordum numarası yaptım. Okulda öğrenmiştim dedim, inanmadılar. Şöyle bir gezintiye çıktık ve açılarının toplamının kaç derece olduğunu, alanının nasıl hesaplanacağını anlattılar. Ben bu bilgileri istemediğimi söylediğim halde devam ettiler. Önüme bidolu üçgen sorusu bıraktılar. Çöz çöz bitmiyor. Çözemediklerimi yemeği düşünüyorum ama bu seferde akşam yemeğimden olur muyum diye merak ediyorum. Bütün soruları düşünceli bir halde bitiriyorum. Okuldaki eğitim sisteminden bir farkı var mı buranın, karar veremiyorum.


Devamını okuyun...>>

Televizyon Rehberi: Ve insan Örneği (O An 'lar)


Haydarpaşa’ya benzer bir tren istasyonu… Trenler her zamanki gibi yavaş yavaş evlerine dönmeye bakıyor.. Evde bekleyen karıları veya kocaları veya çocukları var.. Arkasında bıraktıkları tren raylarından başka unuttukları bir şey daha var.. Foto-muhabir tam o anda rayları boşverip üç sayısını ön plana çıkararak, gerçek bir matematik sever olduğunu gösteriyor.. Ve sanki buna üç sayısı seviniyor ve üzerindeki çizgileri silkeleyip, parlak görünmeye bakıyor..



İstanbul.. Üsküdar tarafları.. Bizim evin değil, kömürlüğün kapısı.. İçeriden fare sesleri geliyor ama, biz bu duruma kedidir deyip geçiştiriyoruz.. Kapının üzerinde belli ki, kendisine yer aramış bir sayı.. Bunun için bir hayli mücadele vermiş olduğunu, üzerindeki yapışkanlardan anlayabiliriz… Tam da o anda üzerine tutunmaya çalışan rasyonel sayılara umutla bakıyor.. Onlara kararlı olmanın ne demek olduğunu anlatmaya çalışıyor..


Yine İstanbul.. Bizim evin bahçesinin duvarı.. Giderken sağda, dönerken solda.. Çocuklar bu duvarın üzerine çıkıp, sıkıştıkları zaman burayı sularlar.. Bu duruma belli ki en çok yosunlar seviniyor.. Tahmin edebileceğiniz gibi hiçte hoşlanmayan birisi daha var: 16.. Sayı artık eskisi kadar parlak olmadığı için hayli üzgün.. Ama sanki arkasındaki taşlar onu teselli ediyor.. Taşlar dayanamayıp, her sayı sever gibi onu desteklemek istiyor.. Hem de pas içindeki görüntüsünü silip, kendi renklerini ona vermeye çalışıyor.. Sanki 16 bunu hissetmişte, fotoğraf çekilirken onlardan aldığı güçle parlamaya karar veriyor..

Ya da bize öyle geliyor, bilemeyiz..

(abaküs)


Devamını okuyun...>>