RSS Adresi Matematik

mektup-örneği etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
mektup-örneği etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Mektup: Duvar Saatinde Çalışan Bir Sayıdan

Merhaba matematik severler,

Böyle mi demeliydim bilmiyorum, hepiniz seviyor musunuz matematiği? Neyse, ben 12. Hani duvara baktığınızda asılı duran saatteki sayılardan yukarıda ve ortadaki.

Bu duvar saatinde çalışmaya başladığımdan beri akrep ve yelkovanı izleyip hayatımın anlamını düşünüyorum.

Sonra bir yanıma bakıyorum, orada 11 var, doğrusu orada neden bulunduğunu bilmese de halinden memnun gözüküyor; diğer yanımdaki 1 ise tam tersi. Bunalım mı bunalım, bazen onu dinlerken çok canım sıkılıyor, o derece ki duvar saatinden atlamak istiyorum. Gel gör ki bu durumda buna pek imkan yok. Ben olmazsam bu saat bir işe yaramaz, biliyorum.

En azından bunu biliyor olmak bazen hayat hakkındaki fikirlerimi aydınlatıyor. Ben bunun için burdayım diyorum, ben burada olmasam Külkedisi masalı tüm anlamını yitirirdi diyorum. Saat tam ben olduğumda büyü bozuluyordu ya...

Bazıları bundan beni sorumlu tutsa da ben pek bir ilişki kuramadım, bu sayı ben olmasam 1 olurdu, ama neyse, iyi ki olmamış. Onun bunu kaldırabileceğine hiç mi hiç inanmıyorum.

Burada işler böyle gidiyor, umarım sizler de iyisinizdir.

Bir de hepinizi çok seviyorum, hoşçakalın.
(resim)

(fea)


Devamını okuyun...>>

Karma felsefesi ile dolu bir açık mektup

Sevgili Karma,

Ben bir üçgende ikamet eden, vergilerini ödeyen, küçüklerin ellerinden büyüklerin gözlerinden öpen bir açıyım. Ama yine de iyi olduğum söylenemez, biliyorum. Zaten bunu sen de biliyorsun. Ve durmadan bunu hatırlatıyorsun. Ne zaman bir kötülük işlesem, başıma bir kötülük geliyor. Hayır karma, sana kızmıyorum tabi ki. Senin görevin bu. Bak biliyor musun, senin bu yönünü biraz kahramanlara benzetiyorum. Ama hangisi olduğuna karar veremedim. Sahi sen bir kahraman olabilir misin, karma? Sana kahraman diyebilir miyim, karma? Ama bak, sadece benim kahramanım olacaksın. Popüler kültürden uzak duracaksın, öyle kimse senin kıyafetlerini, defterlerini, kalemlerini ıvır ve zıvırlarını aramayacak, tamam mı? Tüketim toplumuna hizmet etmek yok, o zaman anlaşırız.

Ne diyordum, benim kahraman karmam. Bu mektubumda durum değerlendirmesi yapmamı istemişsin. Son birkaç gün içerisinde iyilikler yaptım tabi, hemen onları not ettim. Mesela,

kenarlarını taşımaya çalışan geometrik şekillere yardım ettim,

kenarların uzunluklarının ölçümlerini kolaylaştırdım,

birbirlerine küsmüş iki komşu kenarı barıştırdım,

birbirlerine benzer iki üçgenin tanışmasını sağladım.

Evet, bunların hepsini yaptım karma. Benim kahramanım. Şimdi artık senden bir şey isteyebilirim değil mi? Ben doksan derece olmak istiyorum. Bana yardım edersin değil mi karma? Senden acil bir mektup bekliyorum. Biraz acele etsen iyi olur, çünkü eğer yanıt vermezsen diğer kahramanlara başvurmayı düşünüyorum. İmza: 60 derecelik bir açı.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Mektup:Bugün bir sayı büyüdüm anne

Merhaba anneciğim,
Gönderdiğin mektupta 474 olmanın zorluklarından bahsetmişsin. Evet, matematik severler 4'ü yazmakta epeyce bir kararsız kalıyorlar, haklısın. Bunu ilk defa 4 olduğumda ben de anlamıştım. Gerçi el yazısında artık başından sonuna kadar bir çizgi çekipte 4 yazanlar kalmadı gibi, ama zaten senin de söylediğin gibi sayılar her şeye alışıyor zamanla.

Bildiğin gibi bugün 95 oldum, buna da alışmaya çalışıyorum. Sana hissettiklerimi şöyle ifade edebilirim: Büyümek zor iş. Artık daha fazla sorumluluklarım var. Mesela yanlış işlemlere katılmak artık bana yakışmaz. Zaten geçenlerde yanlışlıkla bir denkleme katıldığımda denklem amca hemen beni uyardı: "Ohooo, böyle basit hatalarda yapma, artık 95 oldun sen!" Benim hatam olmadığını anlatmaya çalıştım, denklem çözücüler 96'dan 2 çıkartacaklarına 1 çıkartmışlardı, hata onlarındı aslında, ama gel gör ki kabak benim başıma patladı.

Büyüdüm anne ama kendimi halen 1 gibi hissediyorum. Heyecanlıyım da 100 olmama çok az kaldı, biliyorsun ehliyet almak istiyorum artık. Burada otobüsler, vapurlar ve hatta trenler çok kalabalık. Öbür yandan da küresel ısınma var, çevreyi de düşünmem lazım, toplu sayı taşım araçlarını kullanmamızı öneriyorlar daha çok, biliyorsun...Neyse 100 olayım da o zaman epeyce bir düşündükten sonra ne yapacağıma karar veririm.

Canım anneciğim, mektubuma cevabını çözümsüz bir denklemin çözümü beklediği sabırsızlıkla bekliyor, ellerinden öpüyorum.
Artık 95

(fea)


Devamını okuyun...>>

Öklit teoremleri içeren özel mektup


Sevgili Öklit,


Geometri camiası olarak seni unutmadık. Çözemediğimiz sorular olduğunda hemen bırakıp kaçmadık. Fatih Terim gibi savaş verdik ve senin taktiğini uyguladık. Fatih Terim’inkini değil. İşte bundan ötürü seni sevgiyle hatırlarız, Fatih Hoca 'da öyle. Sonra da o güzel teoremlerin aklımıza gelir. Neydi, dur dur söyleme tamam, ben yazıyorum:


1. İki noktadan bir ve yalnız bir doğru geçer: Bu yüzden bir sürü noktalar biriktirdim. Hayır, senin için değil tabi ki, üçgenler için. Ama tabi, istersen sana da üçgen biriktirebilirim. Tamam o zaman, şimdiden başlıyorum. 1, 2, 3…


2. Bir doğru parçası iki yöne de sınırsız bir şekilde uzatılabilir: aklımıza sakız gelebilir hemen, ama tabi, doğrularım var benim. Bu yüzden gereksiz espri yapmanın alemi yok.


3. Merkezi ve üzerinde bir noktası verilen bir çember çizilebilir: evimin duvarlarında çok denemiştim ben. Sonra, mağara devrinde olmadığımızı annemden öğrenmiştim, yıkılmıştım. Bütün noktalarımda benimle beraber. Aynen.


4. Bütün dik açılar eşittir: bunu da denedim, evet. Tahterevalliler ile denemedim, hayır. Bunun için açı ölçerimi kullandım, evet bir de duvarın köşesini dikkat ettim, sonra bütün köşeleri sırayla edindim. Dört köşe olmak istedim, olamadım. Öyle kolay değil tabi, bildiniz.


5. Bir doğruya dışında alınan bir noktadan bir ve yalnız bir paralel çizilebilir: bir anda nokta oldum ve doğrularımın neresindeydim, önce bunu sorguladım. Yanlışlarımı bulamıyordum, gittikçe kayboluyordum. Demek ki, fazla uzağa gitmiş olamazdım, peşimdeki bir doğru ile paralel haldeydik ve ikimiz de birbirimizi sevebilirdik. Ama yanlışlar yüzünden itilmiştim ve 180 derecelik bir haldeydim. Çok çalışmalıydım, hem de çok.
Şimdi bunları yazınca seni ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım.


Sevgiler, dik üçgen.
Bütün peynirler benim gibi bir haldığı için, mektuba bir iki dilim peynir ekledim. Sizinle bir ilgisi yok, bildiniz.
(kaynak:vikipedi)


Devamını okuyun...>>

Konuk yazar gururla sunar: Türevden mektup var!


Merhaba,

Öncelikle bizi seven nadir insanlardan olan Aylak Abaküs'e bana mektup
yazabilmem için kalem kağıt verdiğinden ötürü teşekkür ederim. Bana
ayrıca söz de verdi, mektubumu başkalarına da anlatacakmış sağolsun.


Yıllarca benden korktunuz, haklısınız da, beni anlamak pek kolay
değildir. Ben de kendime anlam veremiyorum zaten, inanın tüm bunları neden
yaptığımı bilmiyorum. Tamamen bir görev bilinciyle hareket ediyorum ve
çoğu zaman kendimi programlanmış bir makine gibi hissediyorum...


Baksanıza öyle karaktersizleşmişim ki, bana bir tanım vermek yerine
çoğunlukla 'integralin tersi' deniyor. Oysa ben de başlı başına bir
karakter olmak, integralden bağımsızlaşmak istiyorum.


Sizi çok sıkmak istemem dertlerimle ama yıllardır özel olarak e^x ile
de uğraşıyorum, hiç sözümü dinlemiyor, ben yokmuşum gibi davranıyor.
Doğrusu çok yoruldum. Beni anlayın demiyorum, sadece nefret etmeyin benden
yeter. Bir başbelası gibi hissediyorum kendimi siz adımı duyduğunuzda
"Aman aman..." derken...


Yaptığım iş ne, ben en genel anlamda bir fonksiyon grafiğine çizilmiş
teğetin eğimini hesaplıyorum. Bazısı çok zorluk çıkartıyor bana, o
zamanlarda bir paket fındıklı çikolatayla evime gidip arabesk müzik
dinliyorum, zar zor bir dahaki güne hazırlanıyorum.


İşte benim hayatım böyle, keşke öylesine bir nokta olsaydım diyorum
bazen... Yine de, her türlü zorluğa rağmen; türev olmakta, hayatta
güzel...


Hepinizi seviyorum.
Türev


(imza: fea)


Devamını okuyun...>>

Mektup örneği: Sayı sayma karmaşası

Sevgili bir,

Benim askerde olduğumu biliyorsun ve muhtemelen günleri de sayıyorsun ama ben yine de kaç günüm kaldığını yazmamalıyım. Hayır, senin bu sayıyı karıştıracağından korkmuyorum. Bunu yazmıyorum çünkü, bu sayıyı ben karıştırdım. Dur, onu da anlatayım sana.

İlk gün defterime bir yazdım ve her şey yine seninle başlamıştı. Ve sırf bu yüzden bile sevinebiliyordum, düşünebiliyor musun sevdiğim? Ertesi gün olduğunda defterime iki yazmak istemedim . 2 başkasının sevdiği olabilir diye değil, sırf seni hatırlamak için 1 yazdım. Dünkü heyecanım aklıma geldi, sonra bir kalem ve bir defter geldi. Ben hep bir yazdım, yani seni. Sonra bu birler çoğaldı. Artık her gün için 1 yazmayı bırakmıştım, her saat için de bir yazmaya başladım. çünkü sevdiğim ben başlamayı seviyorum, seninle başlamayı. Askerde çok çabuk tükendiğimi hissettiğim de oluyor ama böyle zamanlarda bir yazıyorum ve evet bildin, baştan başlıyorum.

Sen hep başlangıcım ol, olur mu?

Kaç günüm kaldığımı arkadaşımdan öğrenirim artık sen meraklanma. Hem o ikişer ikişer sayıyor, karıştırmamıştır herhalde. Neyse, sen yine de yaz olur mu? Kaç günüm kaldığımı değil, beni ne kadar sevdiğini yazarsın, ben de kaç günüm kaldığımı saymışsın gibi sevinirim. Ama bu miktarı yazarken 1 ‘i kullanma olur mu, mektup biraz uzun sürer, diye.

Sevgiler, kıdemli birbaşı abaküs

(mektubu bitirir, kocaman 1 yazar arkasına, sonra da yakar. çünkü bugün onun son günüdür.)


Devamını okuyun...>>