RSS Adresi Matematik

mektuplar etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
mektuplar etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Örneklerle Komik Spam Mail

Komik Mail Servisi -Posta kutumuza istemeden gelen sevimsiz spam mail sayısı sürekli bir artış gösterir. Bu artışla beraber, bu e-mektupların içerdiği yalancılık ve düzenbazlık numaraları da haliyle yükselişe geçer.



Şimdi hazırladığımız bu örnek spam maili yazarken, bir ara efsane olmuş Nijeryalı arkadaşların yazdıklarından esinlendik. Üstelik bununla yetinmeyip, bu spam e-postaya cevap bile yazdık. Dileriz, kazdıkları kuyuya düşerler ve dileriz bir atasözümüz daha gerçekleşir.


(Hatırlatmakta fayda var, spam mailler genellikle ev adresi, müşteri numarası gibi özel bilgilerinizi ele geçirmek için büyük uğraş gösterirler. Neyse, işte geliyor, ilki.)



Merhaba,

Bizler, çember ve daireler için durmadan çalışan pi sayısı adına bir cemiyet kurduk. Amacımız, pi sayısının kaybolan rakamlarını bulmak. Bu sayının herkes gibi sadece son iki basamağını biliyoruz. Bu yüzden normal olarak, 3,14 kullanıyoruz. Halbuki, diğer basamaklardaki rakamları bulabilirsek, bu pi sayısı daha çok işimize yarayacaktır.

Derneğimiz, bizim gibi düşünen insanlarca kısa sürede büyük bir ilgi gördü. Diğer sivil toplum kuruluşları ve görsel basın tarafından hayli alkış aldık. Pi ‘nin diğer basamaklarında yaşayan sayıları aramak için dernek üyeleriyle büyük bir arama tarama faaliyetlerine giriştik. Ama tabi, şu ana kadar pek başarıya ulaşamadık. Hayır, doğru yerde aradığımıza eminiz, evimizin arkasına bile baktık mesela.

Şimdi, bizim bu mücadelemizi desteklemek isteyen gönüllülere ihtiyacımız var. Lütfen, bize kredi kartı numaranızı iletin. Pi’ye yardım etmek, herkes gibi sizin de bir göreviniz olmalıdır. Bu arada, kredi kartı numaranızı yazmayı unutmayın demiş miydik? Lütfen yazın.

Pi derneği olarak sizleri çok seviyoruz.


Sevgili Pi Derneği,

Sizlere verecek kadar paramız yok çünkü elimizde avucumuzda ne varsa “E sayısını koruma ve kollama” derneğinin kurulması için kullandık. Derneğimizin amaçları, neredeyse aynı. Bildiğiniz gibi E ‘de Pi gibi sabit bir sayı ve ne yazık ki, bu E sayısı da birçok basamağındaki rakamları kaybetmiş. Ama ne yazık ki, sizin gördüğünüz kadar ilgi gelmedi. Derneğimizin kapısından kedilerden başka kimse girmedi.

Bize yardım etmek isterseniz, kredi kartı numaranızı yazın. Unutmayın ki, E sayısı da özgürlüğü hak ediyor. Tıpkı diğer sabit sayılar gibi!

resim: schwa


Devamını okuyun...>>

Kaçak Huzurevi Sakininin Hikayesi

Bir devlet dairesinde yıllarca sabit fonksiyon olarak çalışmış yaşlı bir teyzenin, yeni kaldığı huzurevinde başından geçen trajikomik hikaye.


foto: paulgorman (cc)
Sevgili oğlum,

Nerelerdesin sen? Beni buraya bıraktın, gittin; tüh sana, demek niyetinde değilim. Baştan anlaşalım.

Bak, geçen gün bütün ünlü isimler buradaydı ama, sen hala yoksun. Sinema söz konusu olunca, gözümde sen belirdin ve belki buradaki set ortamı hoşuna giderdi, dedim. Mesela yönetmenimiz yorulunca, "motor" şeklinde sen bağırmaya başlardın, olur olmadık yerde "stop" derdin, herkes öylece kalırdı. "Olmadı, baştan" derdin, minicik ellerini sallardın, küçükken olduğu gibi bu oyunu tekrar ederdik. Yönetmenlikten sıkıldığın zamanlarda, en sevdiğin oyuncağını verirdim, onunla oynardın. Ha-ha-ha. Tabi bir de oyuncular var, etrafta. Hepsiyle tanıştık, iyiler çok.

Bana da filmde rol vermek istediler ama sadece şiddet sahnesi için düşünmüşler. Kabul etmedim tabi, babanın yerini kimse alamazdı. Sağ olsun yönetmen Mahsun Fonksiyongül, o sırada beni keşfetti ve olasılık fonksiyonu olarak bu filmde yer almamı istedi. Pek sevindim, doğrusu. Sonunda, senin kapıldığın sinema büyüsüne çekilişsiz-kurasız ben de kapılabilirdim. Kamera önünde tüm hünerlerimi sergileyebilirdim, x rastgele değişkeninin alacağı bütün değerlerine f(x) olasılıklarını atayabilirdim, yapmadığımı bırakmazdım. Hem sonra, bütün bu olanlarla torunlarıma anlatabileceğim gerçek bir hikayem olacaktı. Aklıma her geldiğinde yeniden ve bütün ayrıntılarıyla bahsedecektim. Onlardan az da olsa, hakkettiğimi sandığım ilgiyi görecektim.

Oğlum, filmlerde olduğu gibi olaylar çabuk gelişti. Yönetmenimiz ile ertesi gün için sözlü olarak anlaşmıştık. Onlar gittikten sonra aynaların karşısında rolüme ısınıyordum, x rastgele değişkenlerinin alacağı değerleri ezberliyordum, ki zaten başka da yapacak bir şeyim yoktu. Oyuncu olmak öyle kolay değildi, zaten. Bütün huzurevindeki arkadaşlarıma uzun uzun bunu anlattım. Ertesi gün olunca bazıları sıkıldı. Yinede aldırmadım, repliklerim havada uçuşuyordu ama gelen giden yoktu. Meğer bizim huzurevi kaçakmış, bunu öğrendiğimizde bizim de huzurumuz kaçtı. Yönetmen Fonksiyongül tabi cesaret edemedi gitti başka bir yer buldu.

Bu habere tek sevinen benim komşum oldu, çünkü senaryoda şiddet göreceği yazılıydı. Dayak sahnesi konusunda çekinceleri vardı. Kadına yönelik şiddetin ne demek olduğunu bilmeyen şanslı fonksiyonlardandı. Kurtulmuştu. Ama olsun, biz bu sorunu aramızda hallettik. Bu başımıza gelenlere pişmiş kelle gibi karşılık verdiği için, onu aramıza alıp bir güzel sopa attık. Bastonlarımızı filan kullandık. Bütün bunlar olurken, onun çok başarılı oynadığını düşündüm. Herkes gibi onun da hakkını yemişlerdi. Bu yüzden onu dövmeye son verdik. Basit hayatlarımıza geri dönelim dedik ve döndük.

Canım oğlum, bana bu kaçak yeri layık gördüğün için, sana ne kadar teşekkür etsem azdır. Burası mühürlenmeden ve başka senaryo teklifleri gelmeden beni al kurtar. Anneni seviyorsan fazla gecikme. Kamera gibi çalışan gözlüklerinden öperim.
Sevgiler,

Ünlü oyuncu adayı annen.





Devamını okuyun...>>

Bir Aşk Mektubu: Kenar Sevgisi

Sevgilim, AB Kenarım,

Sonunda yeni iş yerim beşgene yerleştim. Diğer dört kenar henüz gelmedi. Bu yüzden sana rahat rahat yazabilirim. Yoksa biliyorsun bu mektubu sana hayatta yazmazdım, “bak postacı geliyor” şarkısına boş yere eşlik ederdin. Çünkü, sen de biliyorsun ki, romantik biri olduğumu herkesin bilmesini istemiyorum.



Biliyor musun, beşgene yerleştiğimden beri burada durmadan hep aynı şarkı çalıyor. Üstelik bütün bu aynı şarkılar seni düşündüğüm anda başlıyor. Hayır postacı şarkısı değil, onu şimdi karıştırma. Bu başka türlü bir şey. Hani eski türk filmlerinde çalanlarından. İçinde fakir kız, zengin erkek ve saf aşk olanlarından. (Ah minel aşk.) Ve sürekli tekrarlananlardan. İşte bu şarkılara senin de eşlik etmeni öyle çok isterdim ki…

Düşün birazdan gelecek diğer kenarlarla eşit özelliklere sahibiz, (evet, düzgün bir beşgen olmak niyetindeyiz) ama hiçbiri umurumda değil. Senin özelliklerini düşünüyorum çünkü. Kaç tane noktan var bilmek istiyorum, mesela. Her seferinde unutuyorum çünkü, evet bildin. Neyse, bana uzun uzun anlatırsın artık, yazacağın mektupta.

Sevgiler,

[fotoğraf alıntıdır]


Devamını okuyun...>>

Mektup: Duvar Saatinde Çalışan Bir Sayıdan

Merhaba matematik severler,

Böyle mi demeliydim bilmiyorum, hepiniz seviyor musunuz matematiği? Neyse, ben 12. Hani duvara baktığınızda asılı duran saatteki sayılardan yukarıda ve ortadaki.

Bu duvar saatinde çalışmaya başladığımdan beri akrep ve yelkovanı izleyip hayatımın anlamını düşünüyorum.

Sonra bir yanıma bakıyorum, orada 11 var, doğrusu orada neden bulunduğunu bilmese de halinden memnun gözüküyor; diğer yanımdaki 1 ise tam tersi. Bunalım mı bunalım, bazen onu dinlerken çok canım sıkılıyor, o derece ki duvar saatinden atlamak istiyorum. Gel gör ki bu durumda buna pek imkan yok. Ben olmazsam bu saat bir işe yaramaz, biliyorum.

En azından bunu biliyor olmak bazen hayat hakkındaki fikirlerimi aydınlatıyor. Ben bunun için burdayım diyorum, ben burada olmasam Külkedisi masalı tüm anlamını yitirirdi diyorum. Saat tam ben olduğumda büyü bozuluyordu ya...

Bazıları bundan beni sorumlu tutsa da ben pek bir ilişki kuramadım, bu sayı ben olmasam 1 olurdu, ama neyse, iyi ki olmamış. Onun bunu kaldırabileceğine hiç mi hiç inanmıyorum.

Burada işler böyle gidiyor, umarım sizler de iyisinizdir.

Bir de hepinizi çok seviyorum, hoşçakalın.
(resim)

(fea)


Devamını okuyun...>>

Mahkemedeki Şahide Cezaevinden Mektup

Sevgili Sayın Şahit,

Bu mektubu sana hapishaneden ya da fakirhanemden yazıyorum. Tabi ikisi de aynı. Evet evet burayı ben işletiyorum, bütün sayılar emrimde. Bu yüzden burada salıncaktaymışım gibi rahatım. Gerektiği kadar saygı görüyorum, tabi gerektiği para da. Bu yüzden iyi ki Mutluk Değer Bankasını soymuşum diyorum. Tabi sayın şahit sana da teşekkür ediyorum, iyi ki seni sayın mahkemenin önünde dövmedim. Son anda çıkıp gelmeseydin, yetişemeseydin, beni bulamasaydın, ne yapardım, melek diyorum. Yani melek gibi adamsın ya da melek gibi şahitsin, diyorum.

Bu arada sen nasılsın? Şahitlik yaptıktan sonra kahraman olabildi mi? Eksi sayılar banka soygunundan sonra artı olabildiler mi?

Neyse neyse şimdi beni arkadaşlar çağırıyor, galiba yeni bir sayı düşmüş buraya. Şu acemiye bir iş hemen. Sen de bana ara sıra yaz olur mu? İş bulamadıysan mesela söylemeyi unutma.

Sevgiler,
Çok kötü bir sayı.


Devamını okuyun...>>

Karma felsefesi ile dolu bir açık mektup

Sevgili Karma,

Ben bir üçgende ikamet eden, vergilerini ödeyen, küçüklerin ellerinden büyüklerin gözlerinden öpen bir açıyım. Ama yine de iyi olduğum söylenemez, biliyorum. Zaten bunu sen de biliyorsun. Ve durmadan bunu hatırlatıyorsun. Ne zaman bir kötülük işlesem, başıma bir kötülük geliyor. Hayır karma, sana kızmıyorum tabi ki. Senin görevin bu. Bak biliyor musun, senin bu yönünü biraz kahramanlara benzetiyorum. Ama hangisi olduğuna karar veremedim. Sahi sen bir kahraman olabilir misin, karma? Sana kahraman diyebilir miyim, karma? Ama bak, sadece benim kahramanım olacaksın. Popüler kültürden uzak duracaksın, öyle kimse senin kıyafetlerini, defterlerini, kalemlerini ıvır ve zıvırlarını aramayacak, tamam mı? Tüketim toplumuna hizmet etmek yok, o zaman anlaşırız.

Ne diyordum, benim kahraman karmam. Bu mektubumda durum değerlendirmesi yapmamı istemişsin. Son birkaç gün içerisinde iyilikler yaptım tabi, hemen onları not ettim. Mesela,

kenarlarını taşımaya çalışan geometrik şekillere yardım ettim,

kenarların uzunluklarının ölçümlerini kolaylaştırdım,

birbirlerine küsmüş iki komşu kenarı barıştırdım,

birbirlerine benzer iki üçgenin tanışmasını sağladım.

Evet, bunların hepsini yaptım karma. Benim kahramanım. Şimdi artık senden bir şey isteyebilirim değil mi? Ben doksan derece olmak istiyorum. Bana yardım edersin değil mi karma? Senden acil bir mektup bekliyorum. Biraz acele etsen iyi olur, çünkü eğer yanıt vermezsen diğer kahramanlara başvurmayı düşünüyorum. İmza: 60 derecelik bir açı.

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Mektup:Bugün bir sayı büyüdüm anne

Merhaba anneciğim,
Gönderdiğin mektupta 474 olmanın zorluklarından bahsetmişsin. Evet, matematik severler 4'ü yazmakta epeyce bir kararsız kalıyorlar, haklısın. Bunu ilk defa 4 olduğumda ben de anlamıştım. Gerçi el yazısında artık başından sonuna kadar bir çizgi çekipte 4 yazanlar kalmadı gibi, ama zaten senin de söylediğin gibi sayılar her şeye alışıyor zamanla.

Bildiğin gibi bugün 95 oldum, buna da alışmaya çalışıyorum. Sana hissettiklerimi şöyle ifade edebilirim: Büyümek zor iş. Artık daha fazla sorumluluklarım var. Mesela yanlış işlemlere katılmak artık bana yakışmaz. Zaten geçenlerde yanlışlıkla bir denkleme katıldığımda denklem amca hemen beni uyardı: "Ohooo, böyle basit hatalarda yapma, artık 95 oldun sen!" Benim hatam olmadığını anlatmaya çalıştım, denklem çözücüler 96'dan 2 çıkartacaklarına 1 çıkartmışlardı, hata onlarındı aslında, ama gel gör ki kabak benim başıma patladı.

Büyüdüm anne ama kendimi halen 1 gibi hissediyorum. Heyecanlıyım da 100 olmama çok az kaldı, biliyorsun ehliyet almak istiyorum artık. Burada otobüsler, vapurlar ve hatta trenler çok kalabalık. Öbür yandan da küresel ısınma var, çevreyi de düşünmem lazım, toplu sayı taşım araçlarını kullanmamızı öneriyorlar daha çok, biliyorsun...Neyse 100 olayım da o zaman epeyce bir düşündükten sonra ne yapacağıma karar veririm.

Canım anneciğim, mektubuma cevabını çözümsüz bir denklemin çözümü beklediği sabırsızlıkla bekliyor, ellerinden öpüyorum.
Artık 95

(fea)


Devamını okuyun...>>

Dilekçe Örneği

MATEMATİK ÜNİVERSİTESİ CEBİR FAKÜLTESİ DEKANLIĞI’NA



Fakültenizin dört işlem bölümü 007 numaralı öğrencisiyim. Kümeler AŞ’e verilmek üzere öğrenci belgesinin hazırlanıp tarafıma verilmesini, verilmezse çok fena olacağını, bursumun yanacağını, hem sonra beş parasız kalacağımı, ailemin beni evlatlıktan red edeceğimi saygılarımla arz ederim.

Adres: Toplama M. 6. cadde No:23 Adı ve Soyadı: Pisagor Üslü


Devamını okuyun...>>

Öklit teoremleri içeren özel mektup


Sevgili Öklit,


Geometri camiası olarak seni unutmadık. Çözemediğimiz sorular olduğunda hemen bırakıp kaçmadık. Fatih Terim gibi savaş verdik ve senin taktiğini uyguladık. Fatih Terim’inkini değil. İşte bundan ötürü seni sevgiyle hatırlarız, Fatih Hoca 'da öyle. Sonra da o güzel teoremlerin aklımıza gelir. Neydi, dur dur söyleme tamam, ben yazıyorum:


1. İki noktadan bir ve yalnız bir doğru geçer: Bu yüzden bir sürü noktalar biriktirdim. Hayır, senin için değil tabi ki, üçgenler için. Ama tabi, istersen sana da üçgen biriktirebilirim. Tamam o zaman, şimdiden başlıyorum. 1, 2, 3…


2. Bir doğru parçası iki yöne de sınırsız bir şekilde uzatılabilir: aklımıza sakız gelebilir hemen, ama tabi, doğrularım var benim. Bu yüzden gereksiz espri yapmanın alemi yok.


3. Merkezi ve üzerinde bir noktası verilen bir çember çizilebilir: evimin duvarlarında çok denemiştim ben. Sonra, mağara devrinde olmadığımızı annemden öğrenmiştim, yıkılmıştım. Bütün noktalarımda benimle beraber. Aynen.


4. Bütün dik açılar eşittir: bunu da denedim, evet. Tahterevalliler ile denemedim, hayır. Bunun için açı ölçerimi kullandım, evet bir de duvarın köşesini dikkat ettim, sonra bütün köşeleri sırayla edindim. Dört köşe olmak istedim, olamadım. Öyle kolay değil tabi, bildiniz.


5. Bir doğruya dışında alınan bir noktadan bir ve yalnız bir paralel çizilebilir: bir anda nokta oldum ve doğrularımın neresindeydim, önce bunu sorguladım. Yanlışlarımı bulamıyordum, gittikçe kayboluyordum. Demek ki, fazla uzağa gitmiş olamazdım, peşimdeki bir doğru ile paralel haldeydik ve ikimiz de birbirimizi sevebilirdik. Ama yanlışlar yüzünden itilmiştim ve 180 derecelik bir haldeydim. Çok çalışmalıydım, hem de çok.
Şimdi bunları yazınca seni ne kadar sevdiğimi bir kez daha anladım.


Sevgiler, dik üçgen.
Bütün peynirler benim gibi bir haldığı için, mektuba bir iki dilim peynir ekledim. Sizinle bir ilgisi yok, bildiniz.
(kaynak:vikipedi)


Devamını okuyun...>>

Konuk yazar gururla sunar: Türevden mektup var!


Merhaba,

Öncelikle bizi seven nadir insanlardan olan Aylak Abaküs'e bana mektup
yazabilmem için kalem kağıt verdiğinden ötürü teşekkür ederim. Bana
ayrıca söz de verdi, mektubumu başkalarına da anlatacakmış sağolsun.


Yıllarca benden korktunuz, haklısınız da, beni anlamak pek kolay
değildir. Ben de kendime anlam veremiyorum zaten, inanın tüm bunları neden
yaptığımı bilmiyorum. Tamamen bir görev bilinciyle hareket ediyorum ve
çoğu zaman kendimi programlanmış bir makine gibi hissediyorum...


Baksanıza öyle karaktersizleşmişim ki, bana bir tanım vermek yerine
çoğunlukla 'integralin tersi' deniyor. Oysa ben de başlı başına bir
karakter olmak, integralden bağımsızlaşmak istiyorum.


Sizi çok sıkmak istemem dertlerimle ama yıllardır özel olarak e^x ile
de uğraşıyorum, hiç sözümü dinlemiyor, ben yokmuşum gibi davranıyor.
Doğrusu çok yoruldum. Beni anlayın demiyorum, sadece nefret etmeyin benden
yeter. Bir başbelası gibi hissediyorum kendimi siz adımı duyduğunuzda
"Aman aman..." derken...


Yaptığım iş ne, ben en genel anlamda bir fonksiyon grafiğine çizilmiş
teğetin eğimini hesaplıyorum. Bazısı çok zorluk çıkartıyor bana, o
zamanlarda bir paket fındıklı çikolatayla evime gidip arabesk müzik
dinliyorum, zar zor bir dahaki güne hazırlanıyorum.


İşte benim hayatım böyle, keşke öylesine bir nokta olsaydım diyorum
bazen... Yine de, her türlü zorluğa rağmen; türev olmakta, hayatta
güzel...


Hepinizi seviyorum.
Türev


(imza: fea)


Devamını okuyun...>>

Mektup ornegi: Güzin Abla


Merhaba gözüm kenar abla. Köşenizi ailecek okuyoruz ve pek beğeniyoruz. Neyse işte, gözüm abla, böyle bir giriş yapmak istedim, diğer mektuplar gibi olsun dedim. Bir de böyle bir giriş yaparsam, beni diğerlerinden daha önce okursun diye düşündüm.Gözüm kenar abla, sana abla diyorum çünkü, ben 17 yaşında genç bir kenarım. Daha 17 ‘yim ama lütfen, siz de Teoman gibi küçümsemeyin. Ve beni dinleyin, çünkü kafam çok karışık.

Gözüm kenar abla, bundan 3 ya da bilemedin 4 ay önce bir üçgen kafede yemek yerken, çok yakışıklı bir kenarla karşılaştım. Birbirimize aşık olmamamız için hiçbir neden yoktu. Biz de eros’un bize verdiği yetkiye dayanarak, hemen birbirimize koştuk, sarıldık. Neler oluyor, demeden kare bir alandaki kırlara koştuk. Hiç durmadık, çiçek toplamak, bir üçgenin köşelerini izlemek, sinemaya-tiyatroya-konsere gitmek gibi etkinliklerde bulunduk. Çok mutluyduk. Ama işte, gözüm abla bu mutluluk kısa sürdü çünkü onu, bilmediğim bir üçgende başka bir kenarla yakaladım ve oracıkta ayrıldık. Ama onu asla unutamadım çünkü karnımda onun acısını ve açısını taşıyorum.

Kenar Abla, şimdi kendisi bana dönmek istiyor, çok pişman olduğundan bahsediyor, daha çok şeyler anlatacaktı ama, kapıyı yüzüne kapattım ve kendi odama kaçtım. Hala dışardan sesi geliyor. Abla bana acele bir cevap yazar mısın? Babam her an eve gelecek diye korkuyorum. Şimdi ne yapmalıyım? Kapıyı açmalı mıyım yoksa, aptal gururumla uzun yıllar yaşamalıyım?

Rumuz: umutsuz-kafası karışık-ama hepsinden önemlisi gururlu

Sevgili küçük kenarım,

Senin bu yazdıkların hiçte mantıklı gelmedi. Beni okumayı bırak, git kapıyı aç. Baban değildir, korkma. Çünkü, sevenler kapının yanından kolay kolay ayrılmaz. Ayrıca babandan korkma, iki kenar birbirini sevdikten sonra kimse onları ayırmaz. Kapıyı aç tekrar eski günlerdeki gibi olabilirsin, aranızdaki açıyı düşün bir de, bırak gururu. Bırak beni de okumayı, koş diyorum sana. Ne diyordum, hem sonra bu karnındaki açıya kim bakacak değil mi, brezilya mı burası, hangi dizi de yaşıyorsun sen, neyse neyse kapıyı açtın diye böyle konuşuyorum, sen bana bakma, kapıya bak. Ali ata baksın, sen kapıya bak. Bak kenar bak. Kenar eve gel. Koş kenar koş. Mutlu ol.









Aşkın Psikolojisi

Nathaniel Branden




Devamını okuyun...>>

Mektup örneği: Sayı sayma karmaşası

Sevgili bir,

Benim askerde olduğumu biliyorsun ve muhtemelen günleri de sayıyorsun ama ben yine de kaç günüm kaldığını yazmamalıyım. Hayır, senin bu sayıyı karıştıracağından korkmuyorum. Bunu yazmıyorum çünkü, bu sayıyı ben karıştırdım. Dur, onu da anlatayım sana.

İlk gün defterime bir yazdım ve her şey yine seninle başlamıştı. Ve sırf bu yüzden bile sevinebiliyordum, düşünebiliyor musun sevdiğim? Ertesi gün olduğunda defterime iki yazmak istemedim . 2 başkasının sevdiği olabilir diye değil, sırf seni hatırlamak için 1 yazdım. Dünkü heyecanım aklıma geldi, sonra bir kalem ve bir defter geldi. Ben hep bir yazdım, yani seni. Sonra bu birler çoğaldı. Artık her gün için 1 yazmayı bırakmıştım, her saat için de bir yazmaya başladım. çünkü sevdiğim ben başlamayı seviyorum, seninle başlamayı. Askerde çok çabuk tükendiğimi hissettiğim de oluyor ama böyle zamanlarda bir yazıyorum ve evet bildin, baştan başlıyorum.

Sen hep başlangıcım ol, olur mu?

Kaç günüm kaldığımı arkadaşımdan öğrenirim artık sen meraklanma. Hem o ikişer ikişer sayıyor, karıştırmamıştır herhalde. Neyse, sen yine de yaz olur mu? Kaç günüm kaldığımı değil, beni ne kadar sevdiğini yazarsın, ben de kaç günüm kaldığımı saymışsın gibi sevinirim. Ama bu miktarı yazarken 1 ‘i kullanma olur mu, mektup biraz uzun sürer, diye.

Sevgiler, kıdemli birbaşı abaküs

(mektubu bitirir, kocaman 1 yazar arkasına, sonra da yakar. çünkü bugün onun son günüdür.)


Devamını okuyun...>>