RSS Adresi Matematik

mim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
mim etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Yeni Mim Dalgası: Blog Yazarlığı Hakkında

Aylak Abaküs 'ün blog yazarlarının ne yiyip ne içtiğini merak etmek yerine başkaca sorular bizi bulabilirdi ve buldu da. Biz de oturduk yanıtladık.


(photo by striatic)

1- Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
Solar: Önce Spaces'de kişisel blog tutmaya başladım sonra Blogspot'a geçtim.
Yetenek avcısı Aylak Abaküs beni orada keşfetti,
sağolsun beni buraya çağırıp ihya etti:)
A. Abaküs: Blog sitesinin ne demek olduğunu keşfetmekle başladı sanki.
Tabi, bunu öğrenebilmek için de, bir arkadaşımın şunun gibi bir blog sayfası olması
lazımdı. (Böylelikle sizin de bir sayfanız oluveriyor, evet bu böyle.)
2006 Yazı gibiydi ve kişisel günlüğümü açtım ve olaylar gelişti.
Blogger ile arkadaş olmak sahiden hoşuma gidiyordu.
Bir kere bütün dertlerimi sabırla dinliyordu, beni anlıyordu.
Ama sonra, abesle iştigal etmenin pek keyif vermediğini gördüm.
Kapattım. Günlük olaylardan çok, içerik peşinde olmalıydım.
2- Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum?
A. Abaküs: Evet, sadece basit mizah yazılarım olsun istemiyorum.
Bu yazıları Umut Sarıkaya gibi güzel insanlar yazıyor zaten.
(Gidin uykusuz dergisi alın okuyun.)
İstiyorum ki, içinde biraz da olsa sayılar olsun,
sonra üçgenler, kareler filan.
Bunlar olmadan “tamam süper olmuş” şeklinde bir sesi bulamıyorum,
onu kaybediyorum.
 Solar: Bu blog için evet; kişisel blogum için hayır.
Burada yazdığım yazının ilk olarak okunabilir
ve bir şekilde matematikle alakalı olmasına dikkat ediyorum,
ikinci olarak da başarabilirsem eğlendirici olmasına:)
 Kişisel blogumda ise beğenilme kaygım yok,
o an ne düşünüyorsam onu yazıyorum (
bi’ ara yazıp sonradan bloga aktarıyorum ya da).
3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
A. Abaküs: Bazen, evet.
Solar: Hayır. Gün içindeki aktiviteler için blogdan feragat ediyorum
ya da böyle düşününce rahat hissediyorum kendimi diyelim:)
4- Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Solar: Eh eh, adımız üzerinde bakınız 'aylak' diye:P
Şaka bir yana, Aylak Abaküs'te uzun süre yeni bir yazı görmeyince üzülüyorum,
ama şu da var; niteliksiz içeriktense az ama öz yazı olması daha iyi.
Buranın bir misyonu var sonuçta:) Yine de eğlenceli diyebilirim,
çünkü biz kalabalık olmasak dahi eğlenceli bir ekibiz.
A. Abaküs: Blog yazmayı zorunluluk olarak düşünmemeye çalışıyorum.
Düşündüğüm zamanlarda ise, internetle arama mesafe koyuyorum,
tam da o sırada “dön bak dünyaya” şarkısı başlıyor, onu dinliyorum,
pinhani ile beraber söylüyorum,
bir de gerçekten doğru söylüyorum.
5- Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Solar: Evimde sorunsuz bir bilgisayar ve internet bağlantısı olduğu sürece.
Yanında bir de kahveye hayır demem:)
 
A. Abaküs: Bunun için, ya sayılarla ya da geometri çalışanlarıyla küsmem gerekiyor.
Ama önce hangisiyle küsmeliyim; buna karar veremiyorum.
Bir sonuca varmam Demirel ‘in siyaseti bırakması kadar uzun sürer gibi.

Sevgili Ege Mavisi 'nin isteği üzerine hazırlanmıştır.


Devamını okuyun...>>

Mim: Takılıp Kalmak

Pilaki 'nin çağrısına kulak vermemek olmazdı. Hem sonra kötü günler için sakladığım bidolu ayrıntım olmalıydı. İşte yine sonra Ayrıntılar.com 'u düzenli olarak takip etmiş olmalıydım. İşte bütün bunlardan sonra aklıma şunlar geldi:

- Dedikodu yapan birisini oturup dinledik bir güzel, mesela. Sonra o gitti ve yanımıza başka biri geldi ve az önce yanımıza gelen için, 'vay be, ne dedikoducu adammış' şeklinde gereksiz bir cümle kurmuş olsak, biz de dedikoducu oluruz biraz. En iyisi kestirmeden onun anlattıklarını anlatmak, bir cümle ile sıyrılmaya çalışmamak, geç bunları dememek. Ya da tam tersidir, bilemeyiz.

- Trafikte akıp giderken, yan koltukta oturan hani durmadan müdahale eder ya dayanamaz çok geçmeden. İşte bütün bu çok çok iyi niyete rağmen yaşanacak kazanın sebebi kime aittir, hiç kestiremem, o anda trafik polisçilik oynamak bile istemem.

Dipten el sallayan Not1: Mim dalgalarını tek tek okuyacak kadar vaktim yok, benzerleri varsa, sıradaki parça, benzemez kimse sana olsun ve tüm benzer yazılara gelsin.
2: kimseyi mimlemek niyetinde değilim. sadece matematik delisi değil, takıntılardan ve ayrıntılardan bıkıp usanmış biriyim, evet.


Devamını okuyun...>>

“Beni Kritize Et!” -mim dalgası

Yengeç ara pası filan demiş ve pas atmış. Hatta vole atmamı beklemiş.

Sitesi hakkında atıp tutmamı ya da değerlendirmemi istemiş. Böylece bu yazının konusu belli oldu. O zaman başlayalım.

- Bilgisiz.org ‘un temasını eleştirecek kadar html ve diğer ıvır zıvır bilgilerim olmadığını hemen itiraf edebilirim. İşte bu yüzden, herhangi bir vatandaş gibi, ya şu baştaki (header) resim çok güzelmiş, diyebilirim. Hatta biraz ileri gidip, kullandığı tema nasıl da, wordpress ‘e benziyor (evet zaten onun teması) şeklinde devam edebilirim. İşte bu kadar.

- İçerik konusuna gelelim, hemen. Öncelikle bu sitede ne ile karşılaşacağımı tam olarak kestiremiyorum aslında. Hayır hayır, etiketleri biliyorum ama yine de, ne yazmış acaba, şeklinde sorduğum oluyor. Bu yüzden uğrarım zaten. Kampanyaları mesela, bir anda ilgileri üzerine toplayabiliyor, iyi fikir aferin filan, dedirtebiliyor. Sonra işte, gazetelerde veya televizyonlarda rastlanan haberlerin nerden geldiğini, tarihini açıklaması da başka bir güzellik. Bir de hakkımda sayfası var ki, evlere şenlik. Böyle bir site işte, daha ne diyebilirim.

Düzenleme veya ekleme

- Seçilen "bazı" konuları çok gereksiz bulduğum oluyor ya da bilmiyorum ihtiyacım olmadığım bilgileri ne diye alayım, diye de düşünüyorum. Bu yüzden gereksiz bilgiler ansiklopedisi’ ne ister istemez benzetebiliriz.

- Yazılan konular hakkında verilen "bazı" bilgilerin hiçbir kaynağı yok. Tabi, hepsi için geçerli değil ama, gözüme bir iki tanesi kaçtı. Bu konuda biraz merak sahibiyimdir. Bir de kaynaksız olunca, siteye güvenirlik azalıyor.


Şimdi mimlemek ya da pas atmak istediklerime gelince, 029ur, zazoo, emir bey, hepatit-ze. Diğer blog kardeşlerin değerlendirmelerini az çok biliyorum. Biraz da o yüzden, bu paslar.


Devamını okuyun...>>