RSS Adresi Matematik

reklamlar etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
reklamlar etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Müzik Notaları Değerlerinizi Koruyun!

Reklam Senaryoları Servisi - Şimdilerde adını duyarmak isteyen küçük bir matematik kursunun başlattığı bir reklam kampanyası var. Amaçları, müzik notalarının çocuklarına sahip olduğu sayısal değerleri anlatmak. Böylesine basit bir iş için, uğraşmaya değer mi bilemeyiz. Neyse, biz elimize geçen komik reklam metnini yayınlayalım:



Notalar, çocuklarınızın matematik eğitimlerine sizin titizliğinizle yaklaşıyoruz. Müziğin özünde matematiğin olduğunu hiç ama hiç aklımızdan çıkarmıyoruz, bunu aklımızdan çıkaranları uyarıyoruz. Mesela, sen do notası! Senin resimlerine baktığımızda aklımıza hemen 15/16 sayısı gelmez mi? (diğer nota değerleri için bakınız: matematik ve müzik) Elimizdeki telleri çekip bıraktığımız zaman başlayan her armonik bileşimlerin karşılığında bir sayı görev alır, elbette. Bundan ötürü, bütün miniklerin matematiği öğrenmelerinin gerektiğine inanıyoruz.

Müziğin kulaklarımız için yarattığı neşeden, hüzünden, özlemden, dinamizmden minik yavrularınızın kulakları da yararlansın istiyoruz. Bunların nereden kaynaklandığı konusunda biz matematikçiler ve beyin araştırmacıları birlikte çalışıyoruz. Öğrendiklerimizi çok geçmeden biricik yavrularınıza aktarıyoruz. Onların iyi zaman geçirmesi için büyük uğraş verirken zihinsel gelişimlerine de yardımcı oluyoruz.

Sevgili nota bireyleri, çocuğunuz sahip olduğu değerlerin ne kadar farkında? Bizim kursumuza kayıt yaptırın, çocuklarınızın çıkardığı anlamsız titreşimlere farklı bir pencereden yeniden bir bakın! Şimdi hemen kulağınızı sevdiğiniz bir klasik müziğe bağlayın; orada aynı anda matematiğin inanılmaz estetiğini de yaşadığınızı düşünün!

Bunları düşünmüşken bize kayıt yaptırmayı unutmayın! Ayrıca bilgi için bakınız: İnsanda matematiksel ritm duygusu
______________________________________
Konuyla ilgili bir kitap:



Sultani Besteler





Devamını okuyun...>>

Anneler Günü Hediyesi ve Özel İndirimler

(resim)

-Bak, bu bir reklam senaryosu, anne. Nasıl olmuş?
- Sloganı beğenmedim! Gerisi güzel. Aferin!

Oyuncular: pi sayısı , hipotenüs, a kümesi.

Amaç: Abaküs mağazalarında bir adet güzel mi güzel indirim olduğunu ve bunun annelere özel olduğunu vurgulamak. Dahası duygu sömürüsü yapmak, hediye olmazsa annelerin çok bozulacağını dile getirmek. Mutluluğun ve sevginin ancak pahalı hediyelerle sağlanabileceğini söylemek, olmadı ima etmek.

Senaryo: Bir masada pi sayısı, hipotenüs, a kümesi vardır. Havadan sudan konuşmak için oturmuşlardır ama laf nasıl olduysa anneler gününe gelir. İşte sırayla annesinden neler öğrendiklerini anlatmaya başlarlar,

Pi sayısı: Çemberde veya daire içinde çalışmayı öğretti. Sonra yarıçapla arkadaş olmam için büyük çaba harcadı. Mesela kavga ettiğimiz zamanlar araya girdi, olayı tatlıya bağladı. Hayır, bunu baklava ile sağlamadı. Tatlı dillidir benim annem. Bir de unutmadan çok basamaklı olduğumuz için, sayılarımı nasıl taşıyabileceğimi de anlattı.

Hipotenüs: Dik üçgendeki hayatı ondan öğrendim. Hatta Pisagor ‘un hayatını da. Sonra dik kenarlarla nasıl bir ilişki içinde bulunacağımı, doksan derecenin karşısında dururken sırıtmayacağımı, dik üçgenin en uzun kenarı olsam bile böbürlenmem gerektiğini, diğer kenar uzunlukları 3 ve 4 olursa her zaman 5 olabileceğimi annemden öğrendim.

A kümesi: Elemanlarımı nasıl bir arada toplayabileceğimi ondan öğrendim. Şimdilerde bile buna karışıyor. Olsun. Severim yine de.

İşte burada müzik devreye girer. “Benim annem güzel annem şarkısıdır” bu. Bir yandan da ekrana abaküs mağazaları gelir. Ev eşyaları, filan. Sonra şarkı biter. Tekrar masaya dönüş yapılır. Masada yüzler gülüyordur. Herkesin elinde bir hediye vardır. Oyuncuların hepsi birden sloganı söyler: Anne seni hediyeler kadar seviyoruz!

(abaküs)


Devamını okuyun...>>

Reklam senaryosu: Denklem Maçları Matematik TV' de


Matematik stadyumunun yorumcularıyla yaptığımız bir reklam senaryosu ile karşınızdayız.

Bir 2x + 5 =13 + 3x
İki 5 – 13 + 2x = 3x
Üç - 8 = 3x – 2x
Son x = -8 ve GOOOOL !

Hipotenüs Bey: Hocam şimdi, pozisyon belli. Birinci pozisyonda bütün oyuncular ceza sahasında, bakın o kalabalığı görüyorsunuz değil mi? Özellikle 13 'e dikkat edin nasıl da hareketli.

Pi Sayısı: Evet, görüyorum tabi ki, hepsi nasıl güzel duruyorlar öyle, pek sevimliler.

A kümesi: Hepsini öyle ayrı görmeye dayanamaz insan şu hale bakın. Hemen onları eleman haline getirmeli. Özellikle şu 13 öyle söylendiği kadar fena bir sayı değil, hani.

Hipotenüs Bey: Bırakın şimdi bu elemanlaştırma işlerini. İkinci pozisyonu görmüyor musunuz? Ne kadar şık bir hareket. 3x kalede yalnız başına bırakılıyor.

A kümesi: İyi de, tek başına yapması doğru değil, bir küme içerisinde yapsalardı bari.

Pi sayısı: Ben çok beğendim mesela. Üçüncü pozisyondan daha gösterişli olmuş.

Hipotenüs Bey: Olur mu efendim, ben ikinci pozisyon derim. Baksanıza ne süper hareketler öyle.

A kümesi: İyi ama, üçüncü pozisyon olmazsa gol nasıl atılacak? Ben üç derim. Hatta bu pozisyonu yapan oyuncuyu kendi kümeme bile katmayı düşünüyorum.

Hipotenüs Bey: İyi tamam hadi, öyle olsun bakalım. Gol pozisyonu da fena değil hani, ceza sahası bomboş, kaleciyle karşı karşıya. Tam beleş bir pozisyon. Ve x sayısının kaç olduğunu görebiliyoruz.

Pi sayısı: Ah, evet. Tam sizin sevdiğiniz pozisyonlardan.

Hipotenüs Bey: Hayır, efendim dedim ya; ikinci pozisyon diye. Hani bunu da bağlamak için dedim.

A kümesi: Ne bağlaması yahu?

Hipotenüs Bey: Sloganı kim söyleyecek onu bağlamayacak mıyız? (hepsine jeton aynı anda düşer)

Hep birlikte: Denklem maçları sadece Matematik Tv ‘de.


Devamını okuyun...>>

Alternatif sevgililer gunu hediyesi -reklam senaryosu


Sahne 1: Kenar mahallesindeyiz. Bütün kenarlar, diğer günlerdeki gibi değiller. İçlerinde başka bir heyecan var sanki. Bütün dükkanların kapısına pespembe kalpler filan asılmış. Büyük büyük yazılar sevgililer günü için bir şey almamızı bekliyor. Her kenarda ayrı bir şapşallık hakim, dükkanların önünden geçiyor, kimsenin aklına çiçek almak gelmiyor.

Sahne 2: Kenarlardan biri kuyumcu dükkanına gitmeyi akıl ediyor, kimsenin aklına gelmemiş gibi yapıyor. Camekanda beğendiği altın açıyı satıcıya gösteriyor. Bu açıyı almak zorunda olduğunu belli eden, görüntüler ekrana geliyor. Tabi unutmadan, arka fonda bir aşk müziği başlıyor.

Sahne 3: Kuyumcu da seçilen altın açının kaç para olduğunun bir önemi yoktur. Çünkü burada ürün ön plandadır. Bu yüzden ürüne yakın çekim yapılır. Sonra, kredi kartına geçilir, onu da unutmadan yakın çekim yapılır, taksit yapmak gibi meziyetleri olduğundan bahsedilir. Aşkı satın alabildiği için, kenar çok sevinir, havalara zıplar, zıp zıp.

Sahne 4: Dükkandan çıkıp, kimse çalmadan bu altın açıyı takmak lazımdır. Hemen sevgiliyle buluşulur. Bulutlar birden kalp haline gelir, aşk melekleri filan ortaya çıkar. Altın açının sevgiliye takılması için her şey hazırdır, müzikler bile çalar. Ve altın açı takılır. Ama açı bir türlü olmaz. Oradan aşk meleği atlar hemen, altın açıyı kendisi alır, her ikisine birer gül atar. Aşkın altından olmadığını gören kenarlar birbirine sarılır, aralarında çok renkli bir açı oluşur hemen. Reklam biter, kazanan altın açı değil, aşktır. Altın açı, en çok aşk meleğine yakışır, yine de.


Devamını okuyun...>>

üslü sayılar için bebek mamaları


Sahne 1: Üslü sayıların evi. Kamera şöyle bir yavaşça döner, etraftaki dağınıklık yakın çekim alınır. Bütün reklamlarda evler süper olacak, diye bir kural da zaten yoktur ve evdeki anne-baba ikilisi boş boş televizyona bakmaktadır. Aile, çekirdek aile olduğu için rahattırlar çünkü, çocukları televizyondaki kanallara karışamayacak kadar küçüktür. Bu yüzden çocuk, anne-babanın umurunda değildir.

Sahne 2: Birden üslü çocuk ağlamaya başlar. Arka fonda, bir şeylerin ters gittiğini belli eden bir şarkı duyulur yavaş yavaş. Bu müzikle beraber çocuk daha bir bağırmaya başlar, çünkü şarkıdan kendisi de etkilenir. Reklam bu ya, bu sese rağmen anne ve baba yine duyamaz çocuklarını.

Sahne 3: Dış ses, çocuğun ağladığını duyar ve durumu özetleyecek laflar ederek bir süre saçmalar da saçmalar. Çocuk, dış sesi susturur, acıktığını söyler, yemek tabağına ulaşamadığını anlatır, dış sesten yardım ister. Arka fondaki hüzünlü müzik susar, neşeli bir şeyler çalar, çocuk şarkısı muhtemelen. Çocuk birden sevinir, çok şükür filan, der. Dış ses mamayı çocuğa uzatır. Gerçi uzatmayı pek beceremez, onun ses olarak kalması lazımdır, o yüzden mamayı resmen fırlatır çocuğa. Çocukta rüştü gibi kurtarır mamasını.

Sahne 4: Dış ses biraz ağlamaklı olur ama, işi daha bitmemiştir, gönderdiği mamanın özelliklerini anlatmamıştır. Burnunu siler -bu çıkardığı seslerden çok kolay anlaşılır- konuşmaya başlar. Çocukta onu dinlermiş gibi yapar, ama dinlemez; mamayı bitirmenin peşindedir çünkü.

Sahne 5: Üslü çocuk, üç kaşıkta bir, üç misli birden büyümeye başlar. Arka fonda hayret uyandırıcı bir müzik duyulur. Sıra dış sestedir. Üslü çocuğun yediği mamada bir sürü üç sayısı olduğunu söyler. Üslü sayıların, birbirini tekrar eden sayılarla çarpıldığında büyüdüğünü herkes biliyordur zaten ve reklam durmaz devam eder.

Sahne 6: Üslü çocuk anne ve babasının yarısı kadar olmuştur. Bütün bu olanlardan habersiz olan anne ve babasının yanına oturur. Artık üçü birlikte televizyon izleyebilir. Kimsenin birbirine anlatacak bir şeyi yokmuş gibi bu devam eder. Dış ses araya girer, bakın ne kadar mutlular, der. Çocukların mamalarıyla televizyon karşısında büyüdükleri reklamda bahsedilmez, öylece biter.
Sloganın sesi duyulur : Üslü çocuklar bizim mamamızla büyüyor, televizyonla değil!


Devamını okuyun...>>

Mutlak değer bankası reklam senaryosu

Sahne 1: Eksi sayılar bir arada toplanmış, sokak ortasında kendi aralarında konuşmaktadır. Birazdan bir gelişme olacağı açıktır. Yani herkeste, bir yalancı şaşkınlık, bir gizlilik vardır, olacakları kestirebilen bir akıllı hala yoktur. Böylesine salak yerine konulmuştur sayılar. Ama bu salaklık kendilerinin de hoşlarına gitmektedir ve bu açıktır.

Sahne 2: Kamera sokağın ortasını çekmeyi, boş vermeye başlar. Yavaş yavaş olur bu. Kameranın gideceği yer, tabi ki bellidir ama, izleyenlere sırlar dünyasındaki gibi bir hava vermek için arka fonda müzik başlar. Korku filminden aşırılmış bir müzik olabilir bu (testere filminden mesela). Kamera gittikçe yaklaşır. Tabi sokağın ortasındaki gözler gittikçe büyür, büyür, büyür, büsbüyük olur, sayılardan hiçbiri de yeter be filan, demez.

Sahne3: Kamera artık banka şubesini çekmektedir. İşte süslemişler püslemişler, camekanlarda çok kazandığı her halinden anlaşılan artı sayılar vardır. Ve kapıdan ağzında purosu, eskiden eksi olan bir sayı, izleyenleri enayi yerine koyan bir bakışla çıkar. Reklam bu ya, herkes bu eski arkadaşa çok ama çok imrenir. Eksi olduklarını yüzüne vurmuştur, çünkü.

Sahne4: Ve hücum marşı çalar. Sokaktaki bütün eksi sayılar, bankaya hareketlenir. Bir arbede mi dersin, kargaşa mı dersin, işte o senin dediğinden yaşanır. Eksi sayılar, pamuk ellerinin ceplerine gideceklerini ve maaşlarının asgari ücret kadar olduğunu biliyorlardır, ama bu umurlarında değildir. Banka camekanındaki purolu sayının bakışları daha önemlidir. Sahne5: Eksi sayılar, bankadan çıkmıştır, herkesin ağzında puro vardır ve bazılarının dişleri hemen altın oluverir. Bütün dertleri bitmiş gibi bir hava yaratılır. İzleyenler bu arada amelie filminin müziğini dinler. Bankadan çıkanlar, purolarını yakınlarına göstermek için can atar. Artık eksi değillerdir. Ama borçları da umurlarında değildir. Herkesin kafasına üç kırmızı elma düşmeye başlar, çünkü reklam bitmek üzeredir. Yüzlerdeki sahte mutluluğa yakın çekim yapılmalıdır. Yaklaşılır, yaklaşılır, yaklaşılır. Stop.

Ve slogan sesi gelir:


Mutlak değer bankası, çok kazandıran banka!


Devamını okuyun...>>