RSS Adresi Matematik

söyleşi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
söyleşi etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

Bir Mumyanın Piramitler Hakkındaki itirafları

Eski Mısır’da yaşamış bir mumyamız, kendisinin bir matematikçi olduğunu ve yanlışlıkla mumyalandığını açıklıyor. Muhtemelen o dönemdeki firavun ile aynı gün ölmüşler ve naaşlar mumyalanmadan önce bir karışıklığa uğramış. Yoksa, Mısırlıların bu işlemi herkes için uygulamadıklarını biliyoruz.

Biz biraz şanslıyız çünkü, söyleşi yaptığımız bu mumya uzun yıllar matematik mühendisi olarak çalışmış. Kendisi tam bir matematik ve geometri aşığı. Milattan önce başladıkları bütün üstün çalışmalarda bu iki bilim dalından sıklıkla yararlandıklarını itiraf ediyor. Mesela onluk sayı düzeninden bahsediyor ve her basamağın tek bir sembol ile gösterildiğini anlatıyor. (Bkz: Eski Mısır’da matematik)

40 yaşına geldiği zaman ise, yeni projelere imza atmak istemiş ve çalıştığı şirketi terk etmiş. İlk iş olarak bir anıtmezar olan piramitlerin yapım aşamasında görev almış. Bu yapıların tabanının kare olması gerektiği üzerinde durmuş ve derken yapılacak kabirlerin kare piramit olmasına oy birliğiyle karar verilmiş. Bir piramidin yapımına başlarken hazırlık aşamasının pek kritik olduğunu söylüyor ve bu zaman zarfındaki olmazsa olmazları şöyle sıralıyor: Büsbüyük taş bloklar, güçlü köleler, çeşitli rampalar, kaybolmamak için büyük bir çöl haritası. Bunun dışında korunaklı kıyafetler, birkaç yakın dost ve biraz para var ama neyse, bunları da söylemeyelim.

Mumyamız, pırıl pırıl bir zekaya sahipmiş. Mesela, piramidin çevre uzunluğunun bir yılın içindeki gün sayısı olması gerektiğini düşünmüş. Böylece bu uzunluğu hiç ama hiç unutmazlarmış. Hem sonra çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman sonucun pi sayısı olmasını istemiş. Büyük piramidin içindeki firavunun odasının ebatları 3.4.5 olan temel Pisagor üçgenini gibidir. Bakın, bu kadar zaman geçmesine rağmen bunları hala unutmamış. Tabi, bizimle söyleşi yapmadan önce internette araştırma yapmış ve mısır piramitleri başlıklı yazıyı okuyup, aklından çıkardıklarını anımsamış olabilir.


Çölün ortasında durup herkesi şaşkına çeviren bu anıtmezarlardan en büyüğü Keops piramidi idi. Mumyamızın biraz kafası karışmıştı, belli ki bu piramidin yapılışını göremeden can vermişti. Ama olsundu, biz ona anlatıp bir güzel şaşırmasını sağlayabilirdik. Öncelikle bu eserin, "dünyanın birinci harikası" olduğunu söyleyerek başladık. Ama bunu yavaş yavaş söyledik, onu tekrar kaybetmek istemezdik. Bunu duyduğunda doğrusu pek şaşırmadı. İçinde matematik olan bütün eserler, onun için aynı değerdeydi. Halbuki bidolu buluş bulan Japonlar bile bu türde bir başarıya sahip değildi. Sonra detayları anlatalım dedik ve anlattık. Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kapladığını; piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası olduğunu belirttik. Bu odanın 10,5 metre uzunluğu, 5 metre genişliği ve 6 metre yüksekliği olduğunu açıkladık. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır. Piramidin her biri birkaç ton ağırlığında olan iki milyon taş bloktan yapıldığı sanılmaktadır.

Sohbetimizin ilerleyen bölümlerinde mumyamız uykuya daldı. Belli ki, bütün bu başarıları bir masal tadında dinliyordu ve bütün bunlar uykusunu getirdi. Ya da sahip olduğu uyku alışkanlığına yenik düştü. Yukarıda bahsedilen piramidin sırları bugün bile sır olmayı sürdüğüne bakılırsa, bütün bunların gerçek olup olmadığını söylemeden, aramızdan kaçmak için uyumuş numarası yapıyor olabilir ama, biz korkup onu uyandırmak istemiyoruz. Yine de kendisine matematik bilimi adına yaptıklarından ötürü teşekkür ederiyoruz. [Fotoğraf: kaynak]



Piramitler Gerçeği David Furlong





Devamını okuyun...>>

Pi sayısı röportajı


Siz hep bir daire içinde yaşıyorsunuz öyle değil mi?

Evet, bu doğru. Evim hep oradadır, hiç taşınmayı düşünmedim. Ama bir keresinde daha ben çocuk denilecek yaştayken, bütün işlemlerde kullanılmaktan sıkılmıştım ve sonra “yakarım bu daireyi” diye, ayrılmıştım. Bir süre dolaştım. Kendime yeni yerler bulmak için, bütün geometrik şekillere başvurdum ama, nafile tabi ki. Kimse beni kabul etmedi. O zaman daha iyi anladım, dairedeki evimdeki mutluluğumu. Sonra gittim, daireyle barıştım. Şimdi çok iyi dostuz.

Siz çok yaşlı olmalısınız, çünkü ne zaman bahsedilseniz, tarih öğretmenimi hatırlarım.

Evet, ben çok yaşlıyım doğru. Doğum tarihimi ben bile bilmiyorum ama çok eski tarihlerden kalma hatıralarım var benim de. Yunanistan ‘da kaldım. Hatta bana ismimi onlar verdiler. İsmimin baş harfi şimdi simge olarak kullanılır. Sonra Akdeniz taraflarında bulundum. MÖ 2000 yıllarında Babiller ve Mısır Uygarlıkları vardı. İkisi de benim için farklı sayılar kullandılar ama ben, yine bendim işte. Benimle uğraşmaları çok hoşuma gidiyordu, canım hiç sıkılmıyordu.

Peki siz şimdi irrasyonel ailesine mi mensupsunuz, kimlerdensiniz yani?

Bakın aslında, bunu herkeslerden saklıyordum, çünkü önemli olan bendim, meşhurdum yani. Ailemde öyle göz önünde olmak istemediler. 1761 yılına kadar bu hep böyle sürdü. Ama bu tarihlerde bir gün, Johann Heinrich Lambert benim yerime karar vermişti, ben irrasyoneldim. Ve ailem, biraz kızdılar ama, şimdi alıştılar.

Peki siz, tam değerinizi biliyor musunuz ?

Evet, biliyorum tabi ki. Ama aklımda tutmak imkansız. Çünkü periyodik olarak tekrar etmeyen sonsuz sayıda basamak gerekir. Zaten çok yaşlıyım, hafızam biraz daha yavaş. Biliyor musunuz, bu konu zaten hep bir tartışmaya yol açmıştır. Herkesi heyecanlandırır çünkü. Bir kural izlemeyen ondalık açılımım insan aklını hep zorlamıştır.

Siz aynı zaman da aşkın sayısısınız değil mi, bu 14 şubat için ne düşünüyorsunuz?

Evet, bunu ilk fark eden Ferdinand von Lindemann olmuştur. Bunu öğrenince ister istemez ben de ona aşık oldum. Bu tespiti de zekicedir: Pi' nin katsayıları tam sayı olan bir polinomun kökü olamayacağını ifade eder. 14 Şubat, belki güzel bir gün sayılabilir belki ama, çok farklı bir hava yaratılıyor. Mesela, insanlar aşkı tek bir gün yaşayacağını sanıyorlar, ki bu çok yanlış. Sonra bir sürü reklam ortaya çıkıyor ve sevgilinize şunları şunları almalısınız, yoksa fena olursunuz, demeye getiriliyor. Ki bu da çok yanlış. Dediğim gibi, insan her güne aşık olabilir, belirgin bir gün vermek anlamsız. Bir de eskiden çok daha temiz yaşanırdı aşk. Durun size bir tane anlatayım. Ne yerimiz mi doldu, peki tamam tamam. Ben de size teşekkür ederim. Hoşçakalın.


Devamını okuyun...>>